Bundan 5 yıl önce İzmir Büyükşehir Belediyesi
Spor Kulübü Andre Vergauwen Kupasında final
oynamış, Ferit’in elinden kaçırdığı bir rebound
sonrası yenilen bir basketle Avrupa Şampiyonluğu
kaçmıştı. Dün saat 16:00 sıralarında ise aynı
Ferit Avrupa Şampiyonlar Kupasını kazanan
takımın oyuncusu olarak, şampiyonluk anısına
Madrid San Agustin Koleji Spor Salonun
çemberinin filesini kesiyordu ve tüm
Galatasaraylı oyuncular hep bir ağızdan zafer
türküleri söylüyordu. Onlar bu sevinci yaşarken
tarihe şahitlik etmek inanın çok özel bir
duyguydu. Keşke sizler de orada olabilseydiniz.
Ben bir ara maça kendimi öyle kaptırmışım ki,
hakemler yerin ıslanması sonucu oyunu
durdurduklarında heyecandan ne yaptığımı bilmez
bir şekilde elime havluyu alıp paspasçılık bile
yaptım.
Daha 7 yıl öncesinde bizler Avrupa’ya
gittiğimizde “sizin takımlarınız Avrupa
Kupalarına katılmıyor bu yüzden uluslar arası
hakeminizin olmasına gerek yok” diyenler, bize
zoraki selam verenler, dün salondaki az sayıda
bulunan Türk’ün, Galatasaraylı oyuncuların ve
bizlerin sevincine, coşkusuna gıptayla baktılar.
Bugün bir takımımız kendi ülke liglerinde ikinci
olan takımların katıldığı AVC’ta final, bir
takımımız kendi liglerinde üçüncü olan
takımların katıldığı WBC’ta final, bir
takımımızda kendi ülkelerinde şampiyon olan
takımların katıldığı CC’ı müzesine götürüyor. Ve
bunların hepsi 7 yıl gibi kısa zamanda
yapılıyor. Bu başarının kaynağı Türklerin sporun
her alanında azimli, istekli ve yetenekli
olmasında yatıyor. Eğer bunu iyi bir yönetim ve
finansla desteklersek sonuçta başarı geliyor. Şu
anki en büyük eksiğimiz pazarlama ve halkla
ilişkiler. (moda deyimiyle marketing ve PR). GS,
UEFA ve Süper Kupa şampiyonluğunu da paraya
çevirememişti
hatırlarsanız. Madrid’de de ne bir
Türk gazeteci, ne de GS TV vardı. Bu takımın
Avrupa Şampiyonu olma ihtimali çok büyük ama
buna rağmen bu nasıl gözden kaçar anlamak mümkün
değil. Maalesef ülkemizde spor medyası yok.
Futbol medyası var. Bu anlayışla Olimpiyat
Oyunlarının bize verilmesi mümkün değil. Sporun
sadece futboldan ibaret olmadığı, diğer
sporların da var olduğu ve toplumda geniş bir
spor kültürü oluşturulması gerekiyor.
Turnuvayla ilgili tahminlerimin çoğu çıkarken,
Fransız Meaux takımı turnuvanın sürprizini
yaparak İtalyan St Lucia takımını saf dışı
bıraktı. Hatta yarı finalde maçın son 3
dakikasına kadar GS’ı zorladı. Galatasaray final
maçında yabancı yıldızlarının performansıyla
maçı kazandı görünse de özellikle düşük puanlı
Selim ve İsmail’ın savunmadaki gayretleriyle
baştan sona başa baş geçen karşılaşmayı 61-53
kazanarak Türk Tekerlekli Sandalye Basketbolu
tarihinin en önemli başarısını kazandı. Ben de
3.4. maçını yönettim ve oldukça çekişmeli ve
güzel geçen bir maçın ardından İtalyan Dream
Team takımı Meaux takımını 83-76 yenerek
üçüncülüğe ulaştı.
Sonuç olarak 2,5 gün içerisinde 5 maçta
kazanılan Avrupa Şampiyonluğu Türk tekerlekli
sandalye basketbolu için yeni bir başlangıç
olacaktır. Artık çıta en yükseğe çıkmıştır.
Diğer kulüplerimiz de Galatasaray’ın başarısına
ulaşmak isteyecek, GS ise bu unvanını korumaya
çalışacaktır. Bu başarı sponsorları branşımıza
yöneltecek belki de diğer takımlarımız da
yabancı oyuncu transferine yönelecek ve
ligimizin kalitesi artacaktır. Umarım GS aynı
başarıyı önümüzdeki sene organizasyonu
Türkiye’ye getirerek bir de kendi evinde
taraftarıyla doya doya yaşar.
Utku ERTAN
FIBA/IWBF Hakemi
|