OYUN KONTROLÜ
   Üst seviye hakem kliniklerinde hakem eğitmenlerinin yaptığı önemli yanlışlardan birisi de semineri anlatırken “şunu görünce şöyle çalacaksınız, bunu görünce böyle çalacaksınız” şeklindeki hakemlere hareket etme serbestliği tanımayan şablonlar ve kesin yargılı cümleler kullanmalarıdır. Oysa bu seviyedeki hakemler artık yorum yapma ve eleştirel düşünme becerilerini kazanmış kişilerdir. Hakem eğitmeni olarak sizin seminerde çizdiğiniz şablonlarla her maçın kendine ait gelişen durum ve pozisyonlarının bire bir uyması mümkün değildir. Zaten bu mümkün olsaydı bir yazılım programı hazırlanarak, maçların bunlar aracılığıyla yönetilmesi yoluna gidilirdi. Bu yüzden bu tür seminerlerde eğitmen; anlatıcı, öğretici, bilgi verici değil; rehberlik eden, bilgi paylaşan, tartışma ve yorum ortamı hazırlayan bir uzman konumunda olmalıdır. Örneğin, oyun yönetimiyle ilgili olarak antrenörün hakeme bağırmasıyla veya göze hoş görünmeyen vücut dili kullanmasıyla ilgili bir görüntü gösterip bu hareketin cezası “teknik fauldür” demek doğru olmamaktadır. Eğer siz hakem olarak çalmamanız gereken bir düdük çaldıysanız, ya da çalmanız gereken bir düdüğü çalamadıysanız, veya yanlış yerde durmanızdan dolayı gördüğünüzü düşündüğünüz bir pozisyonda yanlış yorum yaptıysanız ve tüm bu örnekler maçın en kritik anında veya kırılma noktasıysa, antrenörden “olur böyle hatalar hocam” demesini mi bekliyorsunuz? Antrenör tabii ki bağıracak, veryansın edecek, zıplayacak, el kol hareketi yapacak. Bunun için maaş alıyor. Verdiği bir emek var ortada. Belki işinden olacak maçı kaybederse. Bu noktada hakem zekâsını kullanarak kendisi veya partnerinin yaptığı hatayı dikkate alarak, antrenörü sakinleştirme ya da onu hoş görme tercihini yapması gerekir. Eğer antrenörü cezalandırma yolunu seçerseniz hakemlik kariyerinizdeki yönetmekten zevk almadığınız ve bir an önce bitmesini istediğiniz maçlar arasına bir maç daha ekleyebilirsiniz.

   İşte bu herkesin kontrolünü kaybettiği, bağırışların çağırışların olduğu zor anlarda hakem serinkanlı olmalı; olumlu, sempatik, kendine güvenen ve karşı tarafa güven veren bir duruş sergilemelidir. Şu akıldan çıkarılmamalıdır ki hakemin sinirlenme ve karşı tarafa bu sinirli haliyle tepki verme lüksü yoktur. Bu profesyonelliğe aykırı bir davranıştır. Hakem olarak bu anlarda ulaşılabilir olmalıyız. Oyuncu ve antrenörler bize bazen bir ağabey veya bir dost gibi serzenişte bulunabilmelidir. Bizlerde bazen onların sırtını sıvazlayarak, bazen gülümseyerek, bazen anlamlı bir bakışımızla, bazense söylediğimiz bir iki sözle gönüllerini alarak teselli etmeliyiz. Oyuncu ve antrenörlerle olan ilişkimizde bu seviyeyi kurarsak, sahaya çıktığımızda hem bizim hem de oyuncu ve antrenörlerin gözlerindeki olumlu ışığı hemen fark edeceksinizdir. Avrupa Şampiyonlar Kupası Finallerinde yönettiğim bir müsabakada bir oyuncuya yanlış bir hücum faul çaldım ve hemen arkasından oyuncudan özür diledim. Oyuncu bana teşekkür etti, topu bıraktı, döndü ve gitti. Bu hakem için istenen bir durum değil ancak hatamda ısrar etsem ve oyuncuya “Kaldır elini!” deyip oyuncunun bir muhtemel bir tepkisinin ardından bir de ona teknik faul çalsam, bu benim kendi otoritemi korumak amacıyla oyunun kendisini feda etmem anlamına gelir ki bu da hakemin yapacağı en büyük hatadır.

   Sonuç olarak, hiçbir işveren problem çıkaran bir kimseyle çalışmak istemez. Bu sebepten dolayı, olay çıkaran değil, sorun çözen bir kişi olmak için kendinizi psikolojik yönden güçlendirmeniz gerekir. Aksi takdirde “Allah hakem şansı versin!” sözü sizin ve sizi eğitenlerin hakemlik felsefesi olacaktır. Bir şeylerin yolunda gitmesi veya gitmemesi tamamen sizin kontrolünüzdedir. İşi şansa bırakırsanız elbet bir gün bir şeyler ters gidecektir.
 

Utku ERTAN

FIBA/IWBF Hakemi