Merhaba;
Günümüz basketbolunda antrenman saatlerinin çok
önem taşıdığı herkes tarafından bilinmekte.
Sistem A takımından minik takımlara kadar
uzanmakta ve her kategori birbirine yakın
antrenman saatlerini (toplam antrenman sayısı)
paylaşmaktadır.
Biraz geriye gittiğimizde ise, sistemin
yukarıdan aşağıya doğru işlemekte olduğunu, A
takımların, en çok çalışan grup, daha sonra ise
genç takım, yıldız takım ve küçük takımların,
ancak kalan antrenman saatlerini
kullanabildiklerini görüyoruz. Tabii, bu da alt
yapıda eğitim gören sporcuların, antrenman
dışında, okulda eğitim ve sosyal yaşama daha
fazla vakit ayırabilmelerine yardımcı oluyordu.
Dolayısı ile üniversite eğitimi alıp meslek
sahibi olabilmiş birçok sporcu, bu dönemlerde
önümüze çıkmaktadır.
Fakat sistem, günümüzde tamamen değişerek, her
kategorinin antrenman sayısını çokluğundan, okul
eğitimi ve sosyal eğitimi tamamen geri planda
bırakmıştır. Bu da önümüze, hayatlarını tamamen
basketbola endeksleyen nesiller çıkarmaktadır.
Fakat unutulmaması gereken bir gerçek var ki,
hayat sadece basketbol değildir. Sistem içinde,
yalnızca basketbol eğitimi gören oyuncuların
yaşamlarını, kulüpleri organize etmekte ve sorun
da buradan itibaren başlamaktadır. Çünkü bu
oyuncular, ilköğretimin belirli bir düzeyinden
itibaren (İlkokul 4. 5. sınıflar) aynı okula
gitmekte, aynı okul takımlarında oynamakta ve
okuldan çok antrenman sahalarında beraber
olmakta. Bu durum lise hayatının sonuna kadar
devam etmekte. Ve bu sayede de eğitim düzeyleri
ilkokul seviyesini geçememektedir. Bu sisteme
karşı hiç bir alternatif üretilmemektedir.
Sanırım bu konular, herkes tarafından bilinmekte
ancak çıkarlar doğrultusunda hareket
edilmektedir. Fakat, bir basketbol antrenörü
olarak, bu kısır döngünün içinde bizimde
olduğumuzu, olayın ehemmiyetini ne kadar çabuk
kavramamız gerektiğini, çünkü yetiştirmeye
çalıştığımız (yalnızca basketbolcu) nesillerin,
yarın büyüyüp antrenörün karşısına çıktığında,
kaliteli, kültürlü, zeka seviyesi normal
insanlarla karsılaşmanın avantajlarını veya
bunların tam tersini düşünmemiz gerekir. Tabii
ki burada bir başka önemli sorun, antrenör
adaylarının tespiti (Tüm Basketbol Antrenörleri
Derneği tarafından) ve antrenör seçimleri
(Kulüpler tarafından) çok önem taşımaktadır. 8 –
9 yasından itibaren, çocukları emanet ettiğimiz
insanları ve sistemi çok iyi seçmemiz
gerektiğini düşünüyor, bu uzun ve sorunlu aynı
zamanda da çok ama çok önemli bu konunun mutlak
çözülebilecek bir platforma getirilmesini
umuyorum ve ileride, basketbolcularımızı daha
eğitimli ve kalite seviyesi yüksek birer insan
olarak görmeyi, basketbolcu olamamış insanların
ise eğitimleri sonucunda sahip oldukları
meslekte ilerlemelerini görmek en büyük
dileğimdir.
Recep ŞEN
İTÜ A Takım Antrenörü
Kaynak:
www.Tubad.org
|