AMERİKAN AMBARGOSU

Murat POLAT özgeçmiş -->

   Uzun yıllardır çeşitli ülkelere ekonomik ve ticari ambargo uygulayan Amerikan hükümeti bu defa gözünü basketbola çevirmiş görünüyor. Yanlış anlaşılmasın ekonomik bir ambargodan bahsetmiyorum, ancak uzun yıllardır FIBA’nın beceriksizliğinden kaynaklanan etkisizliğinin yerini NBA yönetimi almak üzere. Gelin duruma, geçmişiyle ve geleceğiyle kısaca bir göz atalım.

     Eskiden 30 saniye olan hücum süresi 24 saniyeye indirildiğinde, bu kural değişikliğiyle herkese, basketbolu hızlandırmaya çalıştıklarını açıklamıştı FIBA yönetimi. Ama o an bile hissetmiştim, bu işin altında bir bit yeniği olduğunu. Avrupalılar, özellikle de Yugoslavlar ve Sovyetler zaten hızlı oynuyorlardı basketbolu. Buna İtalyanların etkili ve agresif savunmalarını da eklerseniz ortaya Avrupa’nın basketbol ekolü çıkıyordu zaten. Anlaşılan FIBA yetkilileri, NBA yönetimi üzerinde baskın olamamış ve kuralı Amerika’dan ithal ederek tün Dünya’da uygulamaya koymuşlardı.

     Fakat FIBA’ya asıl darbe ULEB’in kurulması sonucu Euroleague’in bugünkü haliyle organize edilmesi ve Avrupa’nın büyük kulüplerinin FIBA organizasyonlarından çekilip, bu lige iştirakiyle vuruldu. İşte bu anda kendi kendime “FIBA’nın dünya üzerindeki etkinliği bitti” dedim. O dönemlerde FIBA’nın savurduğu tehditlerde bir fayda sağlamadı. Bu tehditleri kısaca hatırlamak gerekirse, ULEB organizasyonlarında görev alan hakemleri uluslar arası müsabakalardan men etmek ve ülke federasyonlarını kulüpler ve hakemler üzerinde baskı kurmaya zorlayarak ULEB’e yakınlaşmalarını engellemek. (ve bunlara benzer pek çok tehdit) Ancak tüm bu zorlamalara rağmen görüldü ki FIBA gibi eski kafalı, gelişmeye kapalı bir düşünce yapısına sahip kişilerden oluşan kurumlar, ULEB gibi her zaman gelişime açık, modern ve çağdaş fikirli insanların oluşturduğu kurumlar tarafından nasılda tarihten siliniyorlar.

     Neticede Avrupa basketbolunu artık resmi olmasa da ULEB yönlendiriyor, hem de Euroleague ve ULEB Cup gibi iki önemli organizasyonu ile. Fakat bu NBAvari oluşum oynanan basketbolu da etkiliyor. Özellikle bu sezon Euroleague takımlarının oynadıkları basketbol, o eskiden seyrettiğimiz ve göze hoş gelen, Yugoslav ve Sovyet ekolleri gibi fundamental (bireysel teknik) ağırlıklı olmak yerine, gün geçtikçe fiziksel kuvvet üzerine kuruluyor. Bire bir hücumda savunmanın, savunmada ise hücumun bir adım önüne geçebilmek için, daha çok kas gücüne dayanan sistemler göze çarpıyor. NBA’de forma giyme onuruna ilk erişen Avrupalılar, Drazen PETROVIC ve Alexander VOLKOV (1986 draftında), ardından Sarunas MARCULIONIS (1987 draftında), Zarko PASPALJ (1989 draftında) gibi Rus ve Yugoslav ekolünün başarılı temsilcileri bu şansı özellikle fundamental yetenekleri sayesinde hak etmişlerdi. (Daha sonraları onların açtığı kapıdan, Vlade DIVAC, Dino RADJA, Toni KUKOC, Sergei BAZAREVICH, Predrag DANILOVIC, Zan TABAK, Arvydas SABONIS gibi Avrupa’da büyük başarılara ulaşmış oyuncular da girdi) Tüm bu isimler Avrupa’nın yıldızıyken NBA oyuncusu oldular. Ancak hepsinin ortak özelliği yukarıda belirttiğimiz gibi fundamental özellikleri idi. Şimdilerde ise işler tersine dönmeye başladı.

     Neticede Avrupa’da oynanan basketbol git gide NBA sistemine dönüyor. DUKE üniversitesinden dünyaya yayıldığı iddia edilen ve adına Motion Offense (Hareketli Hücum) denilen oyunun bile Avrupa’dan alındığı yada esinlenilerek yaratıldığı biliniyor. 2008’de Pekin’de düzenlenen son olimpiyatlardan önce Avrupalılar oynadıkları takım basketbolu ile Amerikalıların Rüya takımlarına üstünlük sağlamışken hatta son olimpiyatlarda NBA oyuncularından kurulu takım altın madalyayı garantilemek için NBA’de oynanan basketbolun dışına çıkarak savunma+hızlı hücum (fast break)+hareketli set hücumu (motion offense) ağırlıklı bir basketbol oynarken, Euroleague takımlarının bu denli durgun ve yavan basketbol oynamalarının sebebini anlamak gerçekten imkansız.

     İnsan düşünmeden edemiyor, acaba şimdi de NBA, ULEB üzerinde mi etkin oluyor? Avrupa basketbolunun seyredilirliğini arttıran ve rakip oyuncuların fiziksel avantajlarını yerle bir eden agresif savunma anlayışı, hızlı ve hareketli hücumları, yerini NBA’de olduğu gibi tek bir oyuncunun yıldızlaşmasına ve böylelikle daha fazla maddi kazanç elde etmeye yönelik o durgun basketbola mı bırakacak? Fenerbahçe bile Solomun’u gözden çıkarıp takım oyununa dönerken (ki özelinde Fenerbahçe taraftarı, genelinde Türk seyirciler yıldız oyuncuları sever) Euroleague takımlarının büyük çoğunluğunun yıldız oyuncu yaratmaya yönelik basketbol anlayışları doğru mu? (Örnek: DKV Joventut Badalona takımından Pops MENSAH-BONSU) Yoksa NBA etkisi mi?

     Son yıllarda NBA’in hem FIBA hem de Avrupa üzerinde etkin olduğu, yada en azından elinden geldiğince olmaya çalıştığı bu örneklerle anlaşılmadıysa, temel amacı para kazanmak olan ticari bir organizasyonun, neden her yıl NBA Europe Tour (Avrupa Turu) düzenlediğini açıklasınlar. Hadi diyelim ki bu vesileyle NBA, tanıtım ve gelir arttırıcı bir çalışma yapıyor, o zaman neden 2 takım getirip maç yaptırmak yerine Avrupa takımlarıyla oynuyor? Avrupa takımları neden bu maçlarda NBA’de uygulanan oyun kuralarına ve saha çizgilerine göre oynuyorlar? Özellikle bu maçlarda neden kendi sistemlerini terk ederek onların oynadığı basketbolu oynuyorlar?

     Bütün bunları düşünüp bir araya getirdiğimizde, eldeki verilerle komplo teorisi yaratmaya çalıştığımı düşünmeyin sakın. Özellikle 2010’dan sonra uygulanmaya başlanacak olan oyun kuralları değişikliklerine de bakalım. Bunlar tamamen NBA kurallarından alınma uygulamalardır ve NBA yönetiminin FIBA ve Avrupa üzerindeki etkisinin ne denli fazla olduğunu göstermektedir hepimize. Dünyadaki spor organizasyonları içinde en büyük gelire sahip olan NBA organizasyonundaki sermayenin etkisi sanırım Avrupa’yı da içine almış görünüyor. Biz seyirciler için önemli olanın seyrettiğimiz basketbolun ve bu basketbolu oynayan oyuncuların kalitesi olduğu düşünüldüğünde, en iyi görüntüyü hangi sistemde yakalayabileceksek onu kabullenmemiz daha kolay olacaktır. Umalım ki bu etki oynanan basketbolun kalitesini daha fazla düşürmez.
 

Murat POLAT - 10 Kasım 2008