|

Çocuklarımız yıllarca okula
giderler ve neticesinde tüm öğrendiklerini bir
tek sınavla test ederek üniversiteye girmeye
çalışırlar. Bu sınava yıllarca gerek okullarında
aldıkları eğitim ile, gerekse de ek ders alarak
yada kursa giderek iyi hazırlananlar başarılı
olup üniversiteyi kazanırlar, kötü hazırlananlar
ise kazanamaz ve açıkta kalırlar. İşte
olimpiyatlarda böyle bir şenliktir aslında.
Yıllarca emek verip hazırlanırsınız ve
yarıştığınızda başarılı olmak durumundasınızdır.
Sakatlık, hastalık yada başka mazeretler sizin
başarısızlığınızı asla örtmez.
Türk sporcuları için bu
olimpiyatlar iyi hazırlanılmamış bir
organizasyon görüntüsü çiziyor. Üst düzey
sporcular karşısında alınan neticeler bunun en
büyük kanıtı. Peki suçlu kim? Sadece
sporcularımız mı? Bence cevap hayır. O zaman
teşhisi doğru koyalım ve suçluyu tespit edelim.
Sporcularımız ne yazık ki bu başarısızlık listesinde en alt sırada.
Bence birinci sırada en üst idari makam olmalı.
Peki kimdir bu makam? Alt alta sebepleriyle
birlikte sıralayalım:
1- Başbakan ve spordan sorumlu devlet bakanı:
Ülkemize özgü bir spor politikası
oluşturamadıkları, sporu siyasete alet ettikleri
ve sporda da kariyer ve donanımı ön planda
tutmak yerine partiye ve ülke yönetimine yakın
olan isimlere iş verdikleri için.
2- Gençlik ve spor genel müdürü ve ilgili birim amirleri:
Ülkemize özgü bir spor politikası oluşturmaya
vesile olacak çalışmaları yapmadıkları,
yukarıdan gelen her tavsiyeyi emir telakki edip
uyguladıkları, ellerini taşın altına koymayıp
irade göstermeyerek insiyatif alamadıkları ve bu
sebeple sporun siyasete alet edilmesine göz
yumdukları için.
3- Kulüp başkanları ve idarecileri: Sporu sadece
futbol zannettikleri ve her şeyi ben bilirim
edasıyla dolaşarak işini gerçekten en gelişmiş
ülkelerdeki uzmanlar kadar iyi yapan nitelikli
insanlara kulüplerinde iş vermeyerek,
kendilerini ön plana çıkarmak uğruna
gerektiğinde az maaşa çalıştıracakları
kendilerine yada diğer yöneticilere yakın
isimlerle çalıştıkları ve böylelikle
sporcularını gerektiği kadar hazırlayamadıkları
için.
4- Şirket sahipleri ve yöneticileri: Spora sponsorluk
yaptıklarında verdikleri her kuruşu
vergilerinden düşebilecekleri halde, b,r tek
sporcuya bile sponsorluk yapmayı zul gördükleri
için.
5- Antrenörler: Kendilerinden daha donanımlı
sporculara antrenörlük yaptıkları halde
kendilerini geliştirmek adına okumayan,
izlemeyen, takip etmeyen ve böylelikle
kendilerini geliştiremeyen bireyler oldukları ve
sürekli meslektaşlarının kuyusunu kazarak hak
etmedikleri halde başkalarının yerine göz
diktikleri için.
6- Sporcularla ilgilenen doktorlar: Sporculara
gerekli özeni göstermedikleri, onları sporcu
sağlığı ve ilgili diğer hususlarda eğitmeyerek
sporcunun kendisi hazırlamasına olanak
sağlamadıkları için.
7- Masörler ve fizyoterapistler: Sporcuların
sakatlıkları sırasında başta bilgi eksikliği
olmak üzere diğer sebeplerle de onların daha
kısa sürelerde toparlanmasına olanak
sağlamayarak antrenmanlarından uzak tuttukları
için.
8- Mentörler: Sporcularına gerekli zihinsel şartları
sağlamadan onları müsabakaya soktukları için.
9- Sporcuların aileleri, eşleri, nişanlıları yada
sevgilileri: Sporcuların “SPORCU” gibi
yaşamalarına olanak sağlayacak şartları
hazırlamadıkları ve onlara bu konuda destek
olmadıkları için.
10- Sporcular: Bilgi çağında yaşadığımız 21. yüzyılda
kendileriyle ilgilenen kişilerde bilgi eksikliği
hissettikleri halde gerekli bilgiyi edinmek için
en yakın başvuru kaynağı olan interneti bile
sadece eğlence amaçlı kullandıkları, sporcu gibi
yaşamayı bilmedikleri ve daha da önemlisi
öğrenmedikleri, yada kendilerine öğretilse bile
buna uygun davranmadıkları için.
Evet haklısınız, bizler basketbol ailesinin bir ferdiyiz ve bu
sitedeki amacımız insanlarımızı basketbol
konusunda eğitmek ve bilgilendirmek. Ancak
“SPORCU” olmadan “BASKETBOLCU” olmak ne yazık ki
imkansız. Bu sebeple “KIZIM SANA SÖYLÜYORUM,
GELİNİM SEN ANLA” misali basketbolcu
gençlerimizi uyarmak istiyorum. Basketbol sadece
sahada oynanarak kazanılan bir spor dalı değil.
21. yüzyılda basketbol, tıpkı diğer spor dalları
gibi iyi antrenörle yapılan iyi antrenman
neticesinde idareci, doktor, masör,
fizyoterapist, mentör, aile ve sporcunun hep
birlikte, doğru anda yapılan doğru hamlelerle,
işbirliği içinde yürüttüklerinde başarıyı
yakalayabilecekleri komple bir savaş. Umarım bu
olimpiyatlardaki fiyaskomuzdan doğru dersleri
çıkartırız da bir dahaki sefere aynı acıları ve
üzüntüleri yaşamayız.
Murat POLAT
- 21 Ağustos 2008
|