PAMUKSPOR VE OSMAN ERVERDİ MİNİKLER ŞENLİĞİ
Murat POLAT özgeçmiş -->   Biliyorum bana oldukça kızgınsınız, ancak hepinizden, işlerimin yoğunluğu sebebiyle yazı yazamadığım için özür dilemek istiyorum. Evet işlerim her zamanki gibi bu defa pek yolunda gitmedi ancak sağlık olsun, basketbolda kopmak yok, yola daha da şevkle ve istekle devam ediyorum. Geçen akşam değerli dostum, Pamukspor Kulübü Basketbol Şube Sorumlusu ve altyapı antrenörü Tansel URCAN'dan bir mesaj aldım.  Kendisi beni Pamuksporda yıllardır geleneksel hale gelmiş olan ve bu yıl 15. si düzenlenen Osman ERVERDİ Minikler Şenliği'nin All-Star maçı ve ödül töreninin yapılacağı kapanış gecesine davet etmekteydi. Kendisine nazik daveti için buradan da bir kez daha teşekkür ediyorum.

 

Resmi büyütmek için üzerine tıklayınız
All-Star Hakemler

   Benimde antrenörlüğe başladığım yaş grubu olan Minikler kategorisindeki oyuncuları seyredebilme, günüme keyif katabilme umuduyla, büyük bir şevk ve heyecanla daveti kabul ederek Cevizli'de bulunan Pamukspor tesislerine gittim. Öncelikle belirtmem gerekir ki yıllar bu çok beğendiğim tesisi yormamış, aksine daha da canlandırmış. Temizlik ve bakımına hayran olduğum bu tesis bence halen İstanbul'un en gözde spor merkezlerinin başında geliyor. Salona girdiğimde ilk gözüme çarpan, bu turnuvaya sadece emeğini değil, o akşam terini ve sesini de veren sevgili Tansel URCAN oldu. Yine elinden gelen ne varsa seve seve bütün içtenliğiyle yapmaya çabalıyordu. Başta kulüp başkanı sevgili büyüğüm Rıza ERVERDİ olmak üzere, yıllarını bayan basketboluna vermiş olan Göksel ZEREN ağabeyime ve değerli dostum, ağabeyim, güzel insan Tansel URCAN'a böyle bir basketbol rüyasını hayata geçirrdikleri için bir basketbol sevdalısı olarak sonsuz teşekkürlerimi gönderiyorum. Hemen ardından ise hakem ikilisi gözüme çarptı. Hulusi ağabeyi All-Star maçında görmek, aklımda birden "İşte asıl Star düdüğüyle sahada" düşüncesini uyandırdı. Kendisinden beklentim, hakemliği bırakmaya karar vermiş bir duayen olarak kendisi gibi düzgün karakterli ve dürüst hakemler yetiştirmesidir.

 

   İnanılmaz bir eğlence ortamı yaratılmış olan bu gecede kimler yoktu ki. Fehmi SADIKOĞLU, İhsan BAYÜLKEN ve daha adını sayamadığım pek çok basketbol adamı bu gecede minik basketbolcuların yanındaydı. Ve en önemli davetliler, yani miniklerin velileri salonu doldurmuşlardı. Turnuvanın organizatörleri sağladıkları sponsor desteğiyle de turnuvaya renk katmışlardı.

 

Resmi büyütmek için üzerine tıklayınız
All-Star Maçından Bir Enstantane

   Yalnız her minikler turnuvasında olduğu gibi bu turnuvada da uygun olmadığını düşündüğümüz bir husus vardı ki bunu da söylemezsek dostlarımıza ayıp etmiş oluruz. Geçmiş turnuvalarda skor tutulmuyor ve mümkün olduğunca FIBA Mini Basket kuralları uygulanmaya çalışılıyordu. Ancak sebebini bilmediğimiz bir şekilde bu turnuvada skor tutulmaya başlanmış. Bu durumun en önemli sakıncası turnuvaya katılan takımlarda yer alan oyuncu adaylarına, antrenörlere ve sporcu velilerine maç kazanmayı hedef olarak gösteriyor olmasıdır.  Halbuki burada esas amaç bütün çocukların oynaması ve öncelikle sportmenlik ve arkadaşlık duygularını ön plana çıkarması olmalıdır. Bu yaş grubu çocuklarının en önemli özellikleri temel motorik özelliklerinin henüz gelişme aşamasında olmasıdır. Sırf bu sebeple bile bu yaş grubu çocuklarını maç kazanma hedefine yönlendirirseniz, basketbolu sadece çemberden geçen top olarak görecekler ve diğer hususlara, örneğin fundemental gelişimi, takımdaşlık, sportmenik gibi hususlara hiç önem vermeyeceklerdir. Bizim tüm altyapı ve A takım antrenörlerinden beklentimiz ellerindeki çocukları, öncelikle dürüst, sevecen, hoşgörülü ve iyi insan, ardından iyi sporcu ve en son aşamada iyi basketbolcu olarak yetiştirmeleridir. Küçük bir örnek vermem gerekirse, bir bölgesel lig maçında top kendisinden çıktığı halde hakemin yanlış bir karar vererek topu yine kendi takımına verdiğini gören bir oyuncu hakeme "Hocam, yanlış karar verdin, top benden çıktı" dediği için antrenörü tarafından oyundan alınmıştır. Altyapılarda bu şekilde hedeflendirilen antrenör ve oyuncuların başına gelebileceklere küçük bir örnek olsun diye anlattığım bu anektodu lütfen kimse yanlış anlamasın. Bende biliyorum ki pek çok kulübümüz yukarıda belirttiğim gibi önce iyi insan, sonra iyi sporcu, en son iyi basketbolcu felsefesinde oyuncular yetiştirmektedir. Ancak sözün özüne gelecek olursak, bu zihniyette olmayanlara da doğru yolu göstermek bu gibi turnuvalarda hedef seçilmelidir.

 

   İzlediğim All-Star maçında bir Avrupa karması takımı vardı ki, bir antrenör olarak ağzımın suyu aktı diyebilirim. Hani derler ya "Takım kuracaksan, böyle takım kurmalısın" diye, işte öyle bir takım, rüya gibiydi gerçekten. Sorup soruşturmadım ama, çoğunluğunu Efes Pilsen'li çocukların oluşturduğunu tahmin ettiğim bu takım inanılmaz basketbol oynuyordu. Topu her eline alan bütün sahayı görmeye çalışıyor, pas varsa önce pası değerlendiriyor, yoksa dripling ile topu hızlandırıyor, hücum ederken boş olduğunu hisseden topu düzgün bir atış ile çembere atıyordu. Gerçekten ağzım açık kaldı. Bu çocuklarda emeği geçen tüm antrenörleri kutluyorum. Özellikle 6 numaralı oyuncu (ki ayakkabı ve çoraplarından anladığım kadarıyla Efes Pilsen oyuncusu) inanılmaz bir yetenek. Leyla ÇALIŞKAN yeni bir  Hidayet yakalamış desem yeridir.

 

Resmi büyütmek için üzerine tıklayınız
All-Star Avrupa Takımı

   Koşuda fuleli adımlar, ileriye uzun dripling, o incecik kollarıyla bütün sahayı geçen paslar, 3 sayılık atışlar, şut aldatmaları, içeriye dalmalar, yani bir kısa oyuncuda ne ararsanız bu çocukta var. Basketbol zekası ise üst düzeyde. Önemle üzerinde durulması gereken bir oyuncu adayı olduğu belli oluyor. Bu arada kısa oyuncu dedim ama çocuğu kısa sanmayın sakın, kısa filan değil, neredeyse takımın en uzunu. Ama Leyla hoca rutin düzenine almış onu belli, guard oynatarak yeteneklerini, top hakimiyetini geliştirmeye çabalıyor. Kendisini bir kez daha tebrik ediyorum. Tabii bu arada Asya takımının 20 numaralı oyuncusun da unutmamak lazım. O da guard oynuyor ama o ne çabukluktur öyle, o ne top hakimiyetidir öyle, o ne saha görüşüdür, ve de o boyuna rağmen. Tam bir fındık kurdu afacan. Suratından cinlik akıyor desem yeri. Ama yanlış anlaşılmasın sakın, o çocuksu ifadesinde sürekli yaramazlık düşünen afacanlar vardır ya, aynı onlar gibi.

 

   Güzel bir akşamdı benim için. Özlemişim şu minnacık elleriyle  şut atanları seyretmeyi, özlemişim bir maçta skor tabelasına bakmamayı, özlemişim çocuklar yere düştüğünde annelerin merak ve aceleyle ayağa fırlayışlarını, özlemişim gerçekten o miniklerin masumiyetlerini. Bütün bu keyfi yaşatan Pamukspor ailesine tekrardan sonsuz teşekkürlerimle. Daha nice minikler turnuvalarına inşallah.

 

Murat POLAT - 08 Şubat 2008