|
Uzun zaman yazı yazmayınca insan paslanırmış
derlerdi de inanırdım. Külliyen yalanmış. Ama
açık söylemem gerek, Bodrum’un denizi ve
güneşinin metabolizmam üzerinde bıraktığı olumlu
etkiyi yabana atmamalıyım. Ayrıca dinlence diye
gidilen tatillerde içine girilen düşünce
fırtınalarını ve dost ziyaretlerini de…
Yaşıtım olan İstanbul’lu dostlar bilirler, eskiden Göztepe parkımız
vardı, yemeğine, kolasına maçlar yapılır ve epey
çekişmeli geçerdi. Sanmayın sokak oyuncuları
oynardı bu maçlarda, hepsi de büyük kulüplerin
oyuncularıdır bunların. Efes Pilsen’den,
Fenerbahçe’den, Galatasaray’dan, Beşiktaş’tan,
İTÜ’den altyapı oyuncuları yaz çalışmaları
bugünkü kadar gelişmediğinden basketbola olan
özlemlerini Göztepe parkının beton sahasında
örselerlerdi. Daha sonra bu saha kapanınca
Suadiye sahil yolunda otelin önündeki şu an
otopark olan alanda devam etti yaz kapışmaları.
Ardından Kalamış’ta Adidas tarafından organize
edilen Streetball ve Suadiye’de Reebok
tarafından düzenlenen Blacktop turnuvaları ile
bu heyecanlar daha da canlandı. Şimdilerde ise
Burger King tarafından organize edilen Hoop Fest,
sokak basketbolu heyecanını devam ettiriyor.
Tüm bu açık hava etkinliklerinin yanında, İstanbul içinde ve
güneydeki tatil yörelerinde düzenlenen yaz
kampları da ortaya bir pazar çıkıyor. Malum,
kampların ücretleri düşük gelir grubuna hitap
etmiyor. Aslında basketboldan anlamayan, ama
çocuğunun yazın bir aktivite yapmasını isteyen
bir veli için seçim oldukça kolay. Kendi
bütçesine uygun olması ve çocuğun istekli olması
yeterli kriterler gibi gözüküyor. Peki ortaya
çıkan bu pazarda, basketbol kampları katılan
oyunculara neler veriyor?
Pek çok kampta deneyimsiz ve antrenörlüğe yeni başlamış kişiler
eğitim veriyor. Kampı düzenleyenlerde haksız
değil aslında, amaçları para kazanmaksa eğer en
ucuz antrenörle çalışıp, işletme maliyetlerini
düşürerek kazançlarını arttırmak yaptıkları
ticaretin en önemli kuralı. Ama burada
sorgulanması gereken nokta, yapılan iş ticaret
olsa da verilen hizmet eğitim. Bu bakımdan
velilerin bu kampların seçiminde biraz daha
titizlik göstermeleri gerektiğine inanıyorum.
Peki veliler kamp seçiminde neleri göz önüne
almalılar?
Öncelikli kriterleri bence kamptan ne bekledikleri olmalı. Sonuçta
bakış açısıyla alakalı olan bu konuda eğer
beklenti çocuğun yaz tatilinde biraz hareket
etmesi ve fazla kilolarından kurtulması olacaksa
yaz kampında aranacak özellik nerede
çalışılacağı, ulaşımda ve konaklamada güvenlik
ve rahatlık, kampta sağlık ekibi bulunup
bulunmadığı ve kamp programının içeriği yeterli
kriterler olabilir. Ancak ülkemizde henüz
yerleşmemiş olan bir başka bakış açısı daha var
ki bu alanda faaliyet gösteren bir yaz kampı da
görmedim aslında. Kulüplerin altyapılarında
oynayan çocukların velileri için düşünülebilecek
bu tarz kamplarda alınacak eğitim ve antrenörün
kalitesi ön planda tutulmalı bence.
Avrupa’da pek çok örneği olan bu tarz kamplarda fundamental eğitimi
konusunda uzmanlaşmış kariyerli antrenörlerle
çok ciddi çalışmalar yapılmakta. Bu kamplara
dünyanın çeşitli ülkelerinden pek çok genç
oyuncu katılmakta. Bu oyuncular aynı zamanda
kulüplerin altyapı takımlarında da oynamaktalar
ve bu kamplara katılma amaçları basketbollarını
ilerleterek daha iyi oyuncu olma arzusu.
İnşallah yakında bu alanda çalışma yapan
birilerini görürüz de ölmeden gözümüz açık
gitmeyiz.
Basketbolda pasta gerçekten her dalıyla büyüyor. Ama
beklentilerimizin altında kalan tek şey antrenör
kalitesi. Genç antrenörlerin, kulüplerin ve
basketbol okullarının eğitim konusunda daha
fazla istekli ve girişimci olmalarını
bekliyorum. Umarım ileriki yıllarda bunu da
görebiliriz. Yazın sonuna yaklaştığımız ve
kulüplerimizin birer birer sezonu açtığı şu
günlerde herkese yeni sezonun hayırlı geçmesini
ve başarılar getirmesini diliyorum.
Murat POLAT
- 07 Ağustos 2007
|