|
NBA play-off’ları başladı, Euroleague’de final
maçı oynandı, bölgesel liglerde finaller
tamamlandı, TBL’de play-off’lar başlamak üzere,
altyapılarda Türkiye şampiyonalarına az bir
zaman kaldı. Uzun lafın kısası sezonun sonu ve
en civcivli zamanı. Dünya üzerindeki tüm
takımlar için uzun süredir verdikleri emeğin,
yaptıkları çalışmaların meyvelerini toplama
zamanı.
Fakat bir de ülkemize bakın. Tüm haber bültenleri spor alanlarında,
özellikle de futbol sahalarında yaşanan şiddet
görüntüleriyle sarsılıyor. Daha dün akşam iki
şehrimizde yaşananları gördüm ve tüylerim
ürperdi. Biri Bitlis’te Iğdırspor’un başına
gelenler, diğeri de Ordu’da Ünyespor-İnegölspor
maçında yaşananlar. Bunlar ilk değil, son da
olmayacak. Sebebi ise çok ama çok basit. Spor
kulüplerini yöneten kişiler. Tüm Türk halkı
bunları seyrediyor, bütün gençler bu insanları
kafalarına kazıyor ve doğrunun bu olduğunu
zannediyor. Seyirciler maçlara giderken ellerine
bayrak flama alacaklarına, satır ve döner bıçağı
alıyorlar. Ne oluyor bize acaba? Nereye
gidiyoruz sizce? Türkiye’nin spor tarihine
gerçekten damgasını vurmuş olan Fenerbahçe,
Beşiktaş ve Galatasaray kulüplerinin
yöneticilerine bir bakın. Televizyonlarda
birbirlerine sallıyorlar. O ona bir şey
söylüyor, öbürü diğerine. Önümüzde oynanacak bir
Fenerbahçe-Beşiktaş Türkiye Kupası finali var.
Seyredin o maçta olacakları.
Peki bütün bunlar ne için? Ne kazanacağız acaba, elimize ne geçecek
bu lafları ederek? Türk sporuna efendiliği ve
kibarlığıyla damgasını vurmuş Süleyman SEBA, Alp
YALMAN, Metin AŞIK gibi başkanlar, iyi başkan
değil miydi? Bu insanlar hala toplum içine
çıktıklarında insanlar neden karşılarında
ceketlerini ilikliyorlar hiç düşündük mü? Bu
insanlar başarılı değil miydi ki şimdiki
başkanlar ve yöneticiler böylesine agresif
tavırlar içindeler? Amaç nedir acaba? Şu anda
Türkiye’deki spor kulüplerinin başında olan,
onları yöneten insanlar, taraftar denilen
kitlenin kendilerinin sözlerinden ne kadar
etkilendiklerinin farkında değiller mi? Her
ortamda cahil cahil konuşmanın ne anlamı var
acaba?
Trabzonspor-Fenerbahçe maçının sonrasını seyrediyorum televizyonda.
Bir kişi Fenerbahçe başkanıyla atışıyor ve
söylediği lafa bakın lütfen: “Burası Trabzon,
burada artistlik yapamazsın sen” Bu lafı
söylediği kişi Fenerbahçe Spor Kulübü’nün
başkanı. Ve yer daha da enteresan, Fenerbahçe
takımını hava alanına götürecek olan polis
otobüsünün kapısının önü. Yani ortalık polis
kaynıyor ve bu adamı gözaltına almıyorlar. Bir
başka kişi kendini Trabzonspor’u taşıyan
otobüsün önüne atıyor ve Trabzonspor teknik
direktörünü tehdit ediyor. Kullandığı kelimeleri
burada yazamayacağım ama son derece ağır
kelimeler. Ve yine polislerin yanında bu lafları
söylüyor. Bu kişiyi de göz altına almıyorlar.
Yukarıda bahsettiğim Bitlis maçında yerde yatan
Iğdırspor’lu bir futbolcuya (ki bu futbolcu
Bitlisspor’lu futbolcudan yediği yumruk
nedeniyle yerde yatmaktadır) iki ayrı futbolcu,
onar saniye arayla kafasına tekme atıyorlar.
Yani adamı öldürmeye çalışıyorlar. Ve polis yine
yok.
Lütfen beyler kendinize geliniz. Bu ortamda nasıl basketbol yorumu
yazayım ben? Ben her şeyden önce spor adamıyım.
Ve gençlerimize uyuşturucudan daha beter bir
zehir enjekte edilmesini seyrediyorum yıllardır.
Bu köşelerde daha önce de yazdım spor
yöneticilerinin işi bilmeden işin başına
geçmelerinin neticesinde neler yaşandığını, ama
yeter artık. Bu kadarına tahammül edemeyeceğim.
Bu insanlar yüzünden şiddet basketbola da
taşındı. Görün bakın geçen sene
Beşiktaş-Fenerbahçe TBBL bayanlar finali son
maçında Akatlar spor salonunda yaşananlar, ne
kadar hafif kalacak bu sene yaşanacakların
yanında. Dua edin de TBL play-off’larında
Fenerbahçe ile Beşiktaş karşılaşmasın. Zaten
futbol maçı sebebiyle gerilen ortam yetersiz
polisiye önlemlerin alınacağı basketbol maçında
nerelere varır, gelin siz hayal etmeye
çabalayın.
Değerli yöneticilerimize buradan şu çağrıyı yapmak istiyorum.
Sizlerin bu tavırları sebebiyle aileler
çocuklarının spor yapmasını istemiyorlar. Ve
buna tek sebep sizlerin bu seviyesiz
tartışmalarınız, fanatik diyerek, bir avuç
kendini bilmez diyerek sözlerinizde dışlayıp,
gerçek hayatta maddi destek verdiğiniz bu
ucubeler. İşte bu yüzden insanlar yakında maça
gitmeyecek, çocuklarının spor yapmasına izin
vermeyecekler, sizlerin oynadığınız maçlar
televizyonlardan seyredilmez olacak. O zaman ne
yapacaksınız? O zaman parayı nereden
bulacaksınız? Yapmayın artık, yalvarırız yeter…
Murat POLAT
- 02 Mayıs 2006
|