|
Türkiye’de altyapı antrenörü olmak, sporu
bırakan oyuncuların en azından yarısının
hayalini süsler. Basketboldan kopmamak, örnek
aldıkları antrenörler gibi olmak, oyuncuların
gözünde büyük bir prestij kazanmak onlar için
önemlidir. En önemlisi ise ileride iyi bir takım
yakalayıp başarılı olmak, bu vesileyle
piyasadaki iyi antrenörler arasına girerek
yüksek ücretlerle takım çalıştırmak ve toplum
içinde kademe atlamak. Ancak bilmezler ki bu
işler hiç de dışarıdan göründüğü kadar kolay
değildir. Peki nedir zorlukları?
Birincisi altyapı antrenörü özverili olmak
zorundadır. Az paraya çalışacak, çok iş yapacak,
gerektiğinde kendi cebinden harcayacak, sürekli
okulları tarayarak yeni oyuncular arayacak, bu
arada da seminer, kaset ve eğitim yayınlarını
takip ederek kendini geliştirecek. Bunları
yaparken bazen aç kalacak, bazen susuz. Bazı
zamanlar antrenman sahasına gidecek para
bulamayacak. Kız arkadaşıyla sinemaya
gidemeyecek çünkü son parasıyla bir ilkokula
gidip oyuncu aramış olacak.
Tüm bunlar yetmiyormuş gibi bazı aylar parasını
alamayacak, hatta 4-5 ay alamayacak, sesini
çıkartırsa kovulacak. Başında işi gücü, yalan,
dolan ve sahtekarlık olan, cebinde para var diye
işin başına getirilmiş bir idareciye yalakalık
yapmak zorunda kalacak. Hiç bilmediği halde
basketbol hakkında ahkam kesen, antrenörünün
işine karışan bir idareci… Ve altyapı antrenörü
bunlara da katlanmak zorunda kalacak.
Oyuncusu antrenmana gelmediği için, yada
diğerlerine nazaran daha kötü çalıştığı için o
oyuncuyu kadroya almayacak, bunun üzerine
oyuncunun velisi ona baskı yapacak, buna göğüs
gerecek, antrenör direndiği için veli idareciye
gidip şikayet edecek, idareci oynatması için
baskı yapacak buna da göğüs gerecek ve işinden
olacak, yada göğüsleyemeyecek ve onurundan
olacak. Lafını yedirtecekler, tükürdüğünü
yalatacaklar ve itibarını iki paralık edecekler.
Aynı kulüpte beraber çalıştığı antrenör
arkadaşları kuyusunu kazacak, yetmiyormuş gibi
hakkında dedikodu yapacaklar, o ise saf saf
onların yardımına koşacak, buna rağmen ihanete
uğrayacak. İhaneti öğrenince idarecisine
koşacak, idareci ona değil dedikoduculara
inandığı için idarecisiyle arası bozulacak,
sadece işini yaptığı, aklını hinliklere
yormadığı için kötü insan olacak. Düzenbaz,
dolandırıcı, sahtekar yaftası yiyecek, geleceği
karardığı için agresifleşecek…
Hepsi bir tarafa A takım antrenörü ve A
takımının diğer çalışanları tarafından çaycı,
getir-götürcü, ofis boy olarak kullanılacak,
ezilecek, itilecek, kakılacak ve her şeye göğüs
gerip büyüdüğünde arkasına dönüp bakacak, ben ne
yaptım bunca sene, neden vaktimi boşa harcadım
diye kendi kendine soracak. Ama bu soruya asla
cevap bulamayacak, basketbola bulaştığına lanet
edecek, antrenörlüğe devam ederse tüm bunların
acısını oyuncularından çıkartacak…..
Bu karamsar tablo nereden çıktı diye sormayın ne
olur. Antrenörler dönüp arkalarına baksın,
idareciler, oyuncular, seyirciler etraflarına.
Ne kadar doğru söylediğimi göreceksiniz…
Murat POLAT
- 30 Mart 2006
|