ALTYAPI ANTRENÖRÜ OLMANIN ZORLUKLARI

Murat POLAT özgeçmiş -->   Türkiye’de altyapı antrenörü olmak, sporu bırakan oyuncuların en azından yarısının hayalini süsler. Basketboldan kopmamak, örnek aldıkları antrenörler gibi olmak, oyuncuların gözünde büyük bir prestij kazanmak onlar için önemlidir. En önemlisi ise ileride iyi bir takım yakalayıp başarılı olmak, bu vesileyle piyasadaki iyi antrenörler arasına girerek yüksek ücretlerle takım çalıştırmak ve toplum içinde kademe atlamak. Ancak bilmezler ki bu işler hiç de dışarıdan göründüğü kadar kolay değildir. Peki nedir zorlukları?

Birincisi altyapı antrenörü özverili olmak zorundadır. Az paraya çalışacak, çok iş yapacak, gerektiğinde kendi cebinden harcayacak, sürekli okulları tarayarak yeni oyuncular arayacak, bu arada da seminer, kaset ve eğitim yayınlarını takip ederek kendini geliştirecek. Bunları yaparken bazen aç kalacak, bazen susuz. Bazı zamanlar antrenman sahasına gidecek para bulamayacak. Kız arkadaşıyla sinemaya gidemeyecek çünkü son parasıyla bir ilkokula gidip oyuncu aramış olacak.

Tüm bunlar yetmiyormuş gibi bazı aylar parasını alamayacak, hatta 4-5 ay alamayacak, sesini çıkartırsa kovulacak. Başında işi gücü, yalan, dolan ve sahtekarlık olan, cebinde para var diye işin başına getirilmiş bir idareciye yalakalık yapmak zorunda kalacak. Hiç bilmediği halde basketbol hakkında ahkam kesen, antrenörünün işine karışan bir idareci… Ve altyapı antrenörü bunlara da katlanmak zorunda kalacak.

Oyuncusu antrenmana gelmediği için, yada diğerlerine nazaran daha kötü çalıştığı için o oyuncuyu kadroya almayacak, bunun üzerine oyuncunun velisi ona baskı yapacak, buna göğüs gerecek, antrenör direndiği için veli idareciye gidip şikayet edecek, idareci oynatması için baskı yapacak buna da göğüs gerecek ve işinden olacak, yada göğüsleyemeyecek ve onurundan olacak. Lafını yedirtecekler, tükürdüğünü yalatacaklar ve itibarını iki paralık edecekler.

Aynı kulüpte beraber çalıştığı antrenör arkadaşları kuyusunu kazacak, yetmiyormuş gibi hakkında dedikodu yapacaklar, o ise saf saf onların yardımına koşacak, buna rağmen ihanete uğrayacak. İhaneti öğrenince idarecisine koşacak, idareci ona değil dedikoduculara inandığı için idarecisiyle arası bozulacak, sadece işini yaptığı, aklını hinliklere yormadığı için kötü insan olacak. Düzenbaz, dolandırıcı, sahtekar yaftası yiyecek, geleceği karardığı için agresifleşecek…

Hepsi bir tarafa A takım antrenörü ve A takımının diğer çalışanları tarafından çaycı, getir-götürcü, ofis boy olarak kullanılacak, ezilecek, itilecek, kakılacak ve her şeye göğüs gerip büyüdüğünde arkasına dönüp bakacak, ben ne yaptım bunca sene, neden vaktimi boşa harcadım diye kendi kendine soracak. Ama bu soruya asla cevap bulamayacak, basketbola bulaştığına lanet edecek, antrenörlüğe devam ederse tüm bunların acısını oyuncularından çıkartacak…..

Bu karamsar tablo nereden çıktı diye sormayın ne olur. Antrenörler dönüp arkalarına baksın, idareciler, oyuncular, seyirciler etraflarına. Ne kadar doğru söylediğimi göreceksiniz…

 

Murat POLAT - 30 Mart 2006