POTANSİYELİMİZİ KULLANABİLMEK

Murat POLAT özgeçmiş -->   “Altyapıdan oyuncu yetiştirmek ayrı bir uzmanlık işidir” demişti bir ağabeyim zamanında bana. Üzerinde uzun uzadıya düşündüm bunun yıllar boyunca. Boşa koydum dolmadı, doluya koydum almadı derler ya benimkisi de ona benzedi çoğu zaman. Pek çok çözüm ürettim kafamda ama hiçbirini birbirinden ayıramadım bir türlü. En sonunda hepsinin bir arada yapılması ve birbirinden ayrılmaması gerektiğinde karar kıldım aşağıda sizlere özetlemek istediğim fikirlerimin.

Herkes az çok bilir altyapıda oyuncuların ne şekilde çalıştırılacağını. Ancak tek önemli olan ne şekilde çalışıldığı değildir her zaman. Yetiştirilen oyuncuların A takımlar seviyesinde, birinci ligde ne kadar süre aldığı da son derece önemlidir. Ancak görülen o ki ülkemizde altyapılarda yetişen oyuncular, gelecek vaat eden gençler çeşitli sebeplerle (sebep konusuna herkes yazıp çizdiği için girmeyeceğim) birinci lig takımlarında sadece bench ısıtıcısı ve şakşakçı olarak kullanılıyorlar. Oyuna girmeleri iki şeye bağlı. Ya oynadıkları takımlar farklı mağlup veya galip olacaklar, yada oynadıkları takımın parası olmayacak. İlkinde, yani farklı skorda oyuna girme durumunda oyuncu biliyor ki böyle bir skor oluşmasaydı oyuna girmeyecekti. O bakımdan kendine güvenilmediği ve iyi oyuncu olmadığı hissine kapılıp basketboldan uzaklaşmakta, halk diliyle küsmekte, iyi antrenman yapmamakta, önündeki oyuncuları zorlamamaktadırlar. İkinci durumda ise takımın parası, yani Türkçe’si hedefi olmadığından mecburen oynatıldığı hissine kapılıp antrenman ve maçlarda daha iyi olabilmek, ilerleyebilmek için çaba göstermemektedir. Zaten böyle bir durumda antrenörlerde oyuncularını gerektiği şekilde motive edemedikleri ve çıtalarını yükseltemediklerinden oyuncu yine ilerlemek yerine yerinde saymaktadır. Bu sorunun çözümü açısından bazı adımlar atılması gerektiği kanısındayım daha fazla yeteneği kaybetmeden.

Öncelikle tespitlerimizi yapalım… Örneğin şu an ligimizde 16 takım bulunmakta, bu takımlarda ortalama 15’er oyuncu olduğunu düşünsek toplam 240 oyuncu ligde yer almakta. Her takımda ortalama 3 tane genç ve sürekli yedek bekleyen oyuncu olduğunu varsaysak 48 tane genç ve gelecek vaat eden oyuncu Türk basketbolunun çürümüş sistemi içinde kaybolmaktadır. Bu rakamlar tahmini, minimum rakamlardır.

Yapılması gerekenlere gelince… İlk olarak birinci ligdeki takım sayısının arttırılması gerekli. Peki bu düzenleme ne getirecek? Ligdeki takım sayısını örnek olarak 20’ye çıkardığımızı düşünelim. Bu durumda, hali hazırda bench ısıtmakta olan 48 genç oyuncuya katılacak olan 12 genç oyuncu ile en az 60 genç ve gelecek vaat eden oyuncu elde edeceğiz. Arttırılan takım sayısı, haliyle oyuncu ihtiyacını da arttıracaktır. Bu durumda birçok takım bütçeleri kısıtlı olduğundan genç ve gelecek vaat eden oyunculara yönelecekler ve bu durum da bu genç oyuncuların ligde daha fazla süre almalarına ve tecrübe kazanmalarına yol açacaktır. Peki takımlar genç oyunculara neden yönelsin? Sebep basit aslında. Bu oyuncuların hem maliyetleri düşük, hem de eğer iyi oynarlar ve kendilerini gösterirlerse aldığınız fiyatın çok üzerinde bir fiyatla başka takımlara satabilme şansınız var. Ancak bu düzenlemenin başarılı olabilmesi için yapılması gereken ek düzenlemelerde var.

Yabancı oyuncu sayısının üçten beşe çıkarılması (hatta bence serbest bırakılması) ile ligdeki rekabet artacaktır. Genç oyuncular oynadıkları takımlarda yabancılarla rekabet haline girecekler ve kendilerini daha da geliştireceklerdir. Çünkü “nasıl olsa beş yabancı alıp bizi oynatmazlar” fikrine kapılıp kötü çalışır ve kendilerini göstermezlerse hiçbir şey onların geride kalmalarına engel olamayacaktır. Bu durumda tek yolları çaba gösterip önlerindeki engelleri aşmak olacaktır. Bazı arkadaşlarımız bu duruma “bütün takımlar 5 yabancı hakkını kullanıp gençlerin önünü tıkarlar” şeklinde itiraz edebilirler. Onlara geçmişi hatırlatırım… Sene 1986, Galatasaray takımı kadrosunda 5 yabancı var ama yinede onların yerine Türk oyuncular oynuyor. O dönemlerde Amerikalı yada diğer ülkelerden gelen oyuncuları, Türk vatandaşlığına geçirip oynatmak modaydı. Ama yinede Levent TOPSAKAL, Orhun ENE, Tamer UYGUÇ, Hüsnü ÇAKIRGİL ve daha adını sayamadığım pek çok oyuncu o dönemde oynamaya başladı ve yıldız oldu. O bakımdan bence yabancı sayısının arttırılması genç oyuncuların oynamasına engel olmayacaktır.

Halen yürürlükte bulunan yönetmelik ve prosedürlerle belirlenmiş olan lige katılım bedelinin düşürülmesi ile katılacak olan yeni takımların mali yükümlülükler azaltılabilir. Böylelikle lige katılan kulüplerin takımlarına sağlayacakları maddi imkanlarda artacaktır. Çünkü biliyorum ki pek çok takım lige katılım bedeli ve ligin getireceği mali yük sebebiyle lige çıkmış olmalarına rağmen lige katılmamakta, ligden çekilmektedir. Ayrıca federasyonumuzun yapması gereken şey lig giderinin hesaplanarak bunun takımlar arasında bölüştürülmesi yerine bu giderleri takımlara en az yansıtacak şekilde uygulamalar yaparak, örneğin ligimize sponsor bulunması ile takımlara düşen mali yükün azaltılması yolunu seçmek olmalıdır. Hatta futbolda olduğu gibi katılan takımlara elde ettikleri puanlara göre para verilerek onlara yeni kaynaklar yaratılabilir. Tabi bunun yapılabilmesi için ligimizi seyredilebilir bir lig haline getirmek ve yayın geliri de elde etmek gereklidir. Bu konu özel bir uzmanlık gerektirdiğinden üzerinde daha fazla yorum yapmayı kendime hak olarak görmüyorum.

Bütün bu düzenlemelere ek olarak ligdeki takımlarımızın lige katılım şartları arasında bulunan “takım kadrosunda belli sayıda altyapıdan yetişmiş oyuncu bulunması” kuralının da esnetilmesi yada kaldırılması ile bu takımlar kadrolarında bulunan ve az oynatacakları yada hiç oynatmayacakları genç oyuncularını da takımlarında tutmak yerine başka takımlara kira yada satış yoluyla vereceklerdir. Özellikle Efes Pilsen, Ülkerspor gibi altyapıya önem veren ve altyapısında yüzlerce yetenekli genç oyuncu barındıran kulüplerimizin, oynatmadıkları genç oyuncuları kiraya vermeleri yoluyla onlarında önlerini açmaları sağlanabilir. Ancak bu yukarıdaki uygulamaların gerçekleştirilmesi ile sağlanacaktır.

Ve son ama en önemli uygulama… Özellikle birinci ve ikinci ligde yer alan takımların altyapılarında görev alan antrenörler için bazı kriterler getirilmesi ve sözleşme yapma zorunluluğunun bulunması elzemdir. Ne gibi kriterler derseniz ilk aklıma gelen, altyapılarda belli süre çalışmış olması, altyapıya özel eğitimleri almış olması gibi kriterler olabilir. Bu kriterleri belirleyecek olan ise sanırım federasyonumuzun eğitim kurulu olmalıdır. Ancak en önemlisi ve olmazsa olmazı bu konuda deneyimli antrenörlerin altyapılarda çalışabilmesi için gerekli olan düzenleme, onlara da A takım antrenörleri gibi sözleşme sorunluluğu getirilmesi olmalıdır. Pek çok uzman antrenör altyapı antrenörlerine çok az para verildiğinden ve pek çok kulüpte olduğu gibi uzun süre vaat edilen paralarını alamadıklarından altyapılarda çalışmak yerine A takımları tercih etmektedirler. Bu durumun ortadan kaldırılabilmesi için antrenörlerin sözleşme güvencesi ile çalıştırılması şarttır. Ayrıca birinci ve ikinci lig kulüplerinin altyapılarında genç, yıldız ve küçük takım seviyesinde çalışacak olan antrenörlere verilecek olan minimum ücretin federasyon tarafından tespit edilerek kulüplerin buna uymaları sağlanmalıdır.

Tüm bu uygulamalar bir paket halinde yürürlüğe sokulabilirse genç oyunculara gün doğacaktır. Bir tanesi bile eksik kalsa sanırım eski sistemden pek farkı olmayacaktı

 

Murat POLAT - 24 Mart 2006