|
“Altyapıdan oyuncu yetiştirmek ayrı bir uzmanlık
işidir” demişti bir ağabeyim zamanında bana.
Üzerinde uzun uzadıya düşündüm bunun yıllar
boyunca. Boşa koydum dolmadı, doluya koydum
almadı derler ya benimkisi de ona benzedi çoğu
zaman. Pek çok çözüm ürettim kafamda ama
hiçbirini birbirinden ayıramadım bir türlü. En
sonunda hepsinin bir arada yapılması ve
birbirinden ayrılmaması gerektiğinde karar
kıldım aşağıda sizlere özetlemek istediğim
fikirlerimin.
Herkes az çok bilir altyapıda oyuncuların ne
şekilde çalıştırılacağını. Ancak tek önemli olan
ne şekilde çalışıldığı değildir her zaman.
Yetiştirilen oyuncuların A takımlar seviyesinde,
birinci ligde ne kadar süre aldığı da son derece
önemlidir. Ancak görülen o ki ülkemizde
altyapılarda yetişen oyuncular, gelecek vaat
eden gençler çeşitli sebeplerle (sebep konusuna
herkes yazıp çizdiği için girmeyeceğim) birinci
lig takımlarında sadece bench ısıtıcısı ve
şakşakçı olarak kullanılıyorlar. Oyuna girmeleri
iki şeye bağlı. Ya oynadıkları takımlar farklı
mağlup veya galip olacaklar, yada oynadıkları
takımın parası olmayacak. İlkinde, yani farklı
skorda oyuna girme durumunda oyuncu biliyor ki
böyle bir skor oluşmasaydı oyuna girmeyecekti. O
bakımdan kendine güvenilmediği ve iyi oyuncu
olmadığı hissine kapılıp basketboldan
uzaklaşmakta, halk diliyle küsmekte, iyi
antrenman yapmamakta, önündeki oyuncuları
zorlamamaktadırlar. İkinci durumda ise takımın
parası, yani Türkçe’si hedefi olmadığından
mecburen oynatıldığı hissine kapılıp antrenman
ve maçlarda daha iyi olabilmek, ilerleyebilmek
için çaba göstermemektedir. Zaten böyle bir
durumda antrenörlerde oyuncularını gerektiği
şekilde motive edemedikleri ve çıtalarını
yükseltemediklerinden oyuncu yine ilerlemek
yerine yerinde saymaktadır. Bu sorunun çözümü
açısından bazı adımlar atılması gerektiği
kanısındayım daha fazla yeteneği kaybetmeden.
Öncelikle tespitlerimizi yapalım… Örneğin şu an
ligimizde 16 takım bulunmakta, bu takımlarda
ortalama 15’er oyuncu olduğunu düşünsek toplam
240 oyuncu ligde yer almakta. Her takımda
ortalama 3 tane genç ve sürekli yedek bekleyen
oyuncu olduğunu varsaysak 48 tane genç ve
gelecek vaat eden oyuncu Türk basketbolunun
çürümüş sistemi içinde kaybolmaktadır. Bu
rakamlar tahmini, minimum rakamlardır.
Yapılması gerekenlere gelince… İlk olarak
birinci ligdeki takım sayısının arttırılması
gerekli. Peki bu düzenleme ne getirecek? Ligdeki
takım sayısını örnek olarak 20’ye çıkardığımızı
düşünelim. Bu durumda, hali hazırda bench
ısıtmakta olan 48 genç oyuncuya katılacak olan
12 genç oyuncu ile en az 60 genç ve gelecek vaat
eden oyuncu elde edeceğiz. Arttırılan takım
sayısı, haliyle oyuncu ihtiyacını da
arttıracaktır. Bu durumda birçok takım bütçeleri
kısıtlı olduğundan genç ve gelecek vaat eden
oyunculara yönelecekler ve bu durum da bu genç
oyuncuların ligde daha fazla süre almalarına ve
tecrübe kazanmalarına yol açacaktır. Peki
takımlar genç oyunculara neden yönelsin? Sebep
basit aslında. Bu oyuncuların hem maliyetleri
düşük, hem de eğer iyi oynarlar ve kendilerini
gösterirlerse aldığınız fiyatın çok üzerinde bir
fiyatla başka takımlara satabilme şansınız var.
Ancak bu düzenlemenin başarılı olabilmesi için
yapılması gereken ek düzenlemelerde var.
Yabancı oyuncu sayısının üçten beşe çıkarılması
(hatta bence serbest bırakılması) ile ligdeki
rekabet artacaktır. Genç oyuncular oynadıkları
takımlarda yabancılarla rekabet haline
girecekler ve kendilerini daha da
geliştireceklerdir. Çünkü “nasıl olsa beş
yabancı alıp bizi oynatmazlar” fikrine kapılıp
kötü çalışır ve kendilerini göstermezlerse
hiçbir şey onların geride kalmalarına engel
olamayacaktır. Bu durumda tek yolları çaba
gösterip önlerindeki engelleri aşmak olacaktır.
Bazı arkadaşlarımız bu duruma “bütün takımlar 5
yabancı hakkını kullanıp gençlerin önünü
tıkarlar” şeklinde itiraz edebilirler. Onlara
geçmişi hatırlatırım… Sene 1986, Galatasaray
takımı kadrosunda 5 yabancı var ama yinede
onların yerine Türk oyuncular oynuyor. O
dönemlerde Amerikalı yada diğer ülkelerden gelen
oyuncuları, Türk vatandaşlığına geçirip oynatmak
modaydı. Ama yinede Levent TOPSAKAL, Orhun ENE,
Tamer UYGUÇ, Hüsnü ÇAKIRGİL ve daha adını
sayamadığım pek çok oyuncu o dönemde oynamaya
başladı ve yıldız oldu. O bakımdan bence yabancı
sayısının arttırılması genç oyuncuların
oynamasına engel olmayacaktır.
Halen yürürlükte bulunan yönetmelik ve
prosedürlerle belirlenmiş olan lige katılım
bedelinin düşürülmesi ile katılacak olan yeni
takımların mali yükümlülükler azaltılabilir.
Böylelikle lige katılan kulüplerin takımlarına
sağlayacakları maddi imkanlarda artacaktır.
Çünkü biliyorum ki pek çok takım lige katılım
bedeli ve ligin getireceği mali yük sebebiyle
lige çıkmış olmalarına rağmen lige katılmamakta,
ligden çekilmektedir. Ayrıca federasyonumuzun
yapması gereken şey lig giderinin hesaplanarak
bunun takımlar arasında bölüştürülmesi yerine bu
giderleri takımlara en az yansıtacak şekilde
uygulamalar yaparak, örneğin ligimize sponsor
bulunması ile takımlara düşen mali yükün
azaltılması yolunu seçmek olmalıdır. Hatta
futbolda olduğu gibi katılan takımlara elde
ettikleri puanlara göre para verilerek onlara
yeni kaynaklar yaratılabilir. Tabi bunun
yapılabilmesi için ligimizi seyredilebilir bir
lig haline getirmek ve yayın geliri de elde
etmek gereklidir. Bu konu özel bir uzmanlık
gerektirdiğinden üzerinde daha fazla yorum
yapmayı kendime hak olarak görmüyorum.
Bütün bu düzenlemelere ek olarak ligdeki
takımlarımızın lige katılım şartları arasında
bulunan “takım kadrosunda belli sayıda
altyapıdan yetişmiş oyuncu bulunması” kuralının
da esnetilmesi yada kaldırılması ile bu takımlar
kadrolarında bulunan ve az oynatacakları yada
hiç oynatmayacakları genç oyuncularını da
takımlarında tutmak yerine başka takımlara kira
yada satış yoluyla vereceklerdir. Özellikle Efes
Pilsen, Ülkerspor gibi altyapıya önem veren ve
altyapısında yüzlerce yetenekli genç oyuncu
barındıran kulüplerimizin, oynatmadıkları genç
oyuncuları kiraya vermeleri yoluyla onlarında
önlerini açmaları sağlanabilir. Ancak bu
yukarıdaki uygulamaların gerçekleştirilmesi ile
sağlanacaktır.
Ve son ama en önemli uygulama… Özellikle birinci
ve ikinci ligde yer alan takımların
altyapılarında görev alan antrenörler için bazı
kriterler getirilmesi ve sözleşme yapma
zorunluluğunun bulunması elzemdir. Ne gibi
kriterler derseniz ilk aklıma gelen,
altyapılarda belli süre çalışmış olması,
altyapıya özel eğitimleri almış olması gibi
kriterler olabilir. Bu kriterleri belirleyecek
olan ise sanırım federasyonumuzun eğitim kurulu
olmalıdır. Ancak en önemlisi ve olmazsa olmazı
bu konuda deneyimli antrenörlerin altyapılarda
çalışabilmesi için gerekli olan düzenleme,
onlara da A takım antrenörleri gibi sözleşme
sorunluluğu getirilmesi olmalıdır. Pek çok uzman
antrenör altyapı antrenörlerine çok az para
verildiğinden ve pek çok kulüpte olduğu gibi
uzun süre vaat edilen paralarını
alamadıklarından altyapılarda çalışmak yerine A
takımları tercih etmektedirler. Bu durumun
ortadan kaldırılabilmesi için antrenörlerin
sözleşme güvencesi ile çalıştırılması şarttır.
Ayrıca birinci ve ikinci lig kulüplerinin
altyapılarında genç, yıldız ve küçük takım
seviyesinde çalışacak olan antrenörlere
verilecek olan minimum ücretin federasyon
tarafından tespit edilerek kulüplerin buna
uymaları sağlanmalıdır.
Tüm bu uygulamalar bir paket halinde yürürlüğe
sokulabilirse genç oyunculara gün doğacaktır.
Bir tanesi bile eksik kalsa sanırım eski
sistemden pek farkı olmayacaktı
Murat POLAT
- 24 Mart 2006
|