YAŞAYAN EFSANE, BİR ANIT ADAM
   Galatasaray Lisesini bitirdi, okul takımında futbol oynarken ayağını kirdi ve basketbola başladı, Galatasaray yıldız, genç ve B takımlarında ve İUSBK A takımında basketbol oynadı; ayrıca atletizm, voleybol, güreş ve eskrim yaptı. Basketbol antrenörlüğüne 1955'de Galatasaray antrenörü Mc Gregor'un tercümanı/yardımcısı olarak başladı.Bundan sonra basketbol antrenörlüğü yapmak için Tıp Fakültesini 6. sınıfta terk etti.
   Türkiye'de basketbol tekniği ile ilgili kitap bulamayınca ABD'den getirttiği kitaplardan o devrin en ileri tekniklerini öğrendi (o yıllarda Türkiye bu konuda oldukça geri idi). 1957'de Galatasaray A takımı antrenörü oldu. 1957-1960 arasında Galatasaray'da Nur Danişmend, Haluk Tunceri (Kemal ve Keremin babası), Nur Germen, Nusret Işıldaksoy (genç takım yaşı dolduğunda A takıma alınmayan Nusret'i kadroya aldı, ertesi sene A Milli takım oyuncusu yaptı), Mahmut Kulein (Galatasaray'da yetişti, önce Bayern Munich'e, oradan da Real Madrid'e transfer oldu), Varujan Yakupyan yetiştirdiği oyunculardan bazılarıdır. Galatasaray'da antrenörlüğe devam ederken 1959-1962 arasında Beyoğlu spor'u da çalıştırdı. Bu kulüpte de yetiştirdiği oyuncular arasında İlya ve Vuli Vafopulos kardeşler ve Mina sayılabilir (Bu üçü ileriki yıllarda Yunan Milli takımında forma giydiler).
 
   Antrenörlük yaşantısında hiç yetişmiş oyuncu transfer etmedi, hep gençleri alıp oyuncu yaptı, tek istisna Hüseyin Alp'tir. 2.15'lik Hüseyin 1959'da Sivas'ta keşfedildi ve İTÜ tarafından İstanbul'a getirildi. O zaman 18 yaşındaydı ve eline basketbol topu değmemişti. Kimse Hüseyin'le ne yapacağını bilemediğinden 1 sene kadar boşta dolaştı, ta ki 1961'de Altunay İTÜ'ye antrenör olana kadar. İTÜ'de hem A, hem Genç, hem de Yıldız takımı çalıştırdı. İTÜ takımının oyuncuları hep diğer kulüpler tarafından kapışıla gelmişti; o yıl da tecrübeli oyuncular (Ferhan Baras, Erdal Poyrazoğlu, Akın Gönülşen, Minik Önder) transfer olmuş geriye gençler kalmıştı. Hüseyin'in yanında genç oyunculardan Cihat İlkbaşaran (16 yaş), İbrahim Ortaç (19 yaş), Kemal Erdenay (18 yaş), Ünal Oğün (16 yaş) ile Ligin tozunu attı. 1962'de Kırklareli'nde simit satarken keşfedilen 2 metre boyunda 16 yaşındaki Zeki Tosun kulübe alındı.1962 ve 1963'de İTÜ Türkiye 2.si oldu. Bu yıllarda İTÜ yıldız ve genç takımlarında Zeki Tosun, Reşat Güney, Nuri Tan, Nadir Vekiloğlu ve Atakan Karakaplan'ı yetiştirdi.
 
   İTÜ'deki ilk senesinde iki devrim birden yaptı:
1- Günde 2 antrenman (o yıllarda takımlar haftada 4-5 çalışma yapardı)
2- Her maçtan ve akşam idmanından sonra toplu halde Çiçek Pasajı seansları. Zaman içinde Çiçek Pasajı ekibine idareciler, taraftarlar, gazeteciler de katıldı ve sayı 100-150 kişiye ulaştı. Çiçek Pasajında herkes kendi parasını öderdi; oyunculara içki içmek serbestti ama çok azı içkiye el sürerdi. Buradaki birlik ve beraberlik zaman içinde o meşhur TEKNİK ruhunu yarattı. Daha önce snob ve soğuk olan İTÜ imajı yumuşadı ve sevimli hale geldi. Her hafta Spor ve Sergi Sarayı'ndaki İTÜ tribünü daha da kalabalıklaşmaya başladı. İTÜ öğrencileri dışında, diğer kulüplerden de taraftar gelmeye başladı. Artık kendini ispat etmiş, aranılan bir antrenör olmuştu. 1964 de BJK'ye geçti. Burada da oyuncu yetiştirmeye devam etti: Fehmi Sadıkoğlu (amigoluk yaparken tribünden indirip antrenmana aldı), Necmi Ton, Faruk Çağan, Hurşit Baytok, Battal Durusel, İren İmre gibi oyuncuları kazandırdı (1964-1967). Hiç bir basketbol geçmişi olmayan BJK'yi İstanbul şampiyonu yaparak Deplasmanlı Lige terfi ettirdi.

   1968-1970 arasında tekrar Galatasaray'a döndü. Ali Uras ile ters düşünce hem Galatasaray'ı hem de basketbolu bıraktı. 5 yıl boyunca basketboldan uzak, ticaretle uğraştı. 1975'de Teknikliler eski hocalarını tekrar basketbola döndürdüler. 3 sezon daha çalıştı ve Erman Kunter'i Türk Basketboluna kazandırdı.Erman'ın yanında bu dönemde Haluk Okçuoğlu, Cihansever Yesildağ ve Erdoğan Barlı'yı da yetiştirdi. Ayrıca, bu yıllarda genç antrenörler Murat Didin ve Ercüment Sunter onun antrenmanlarını seyretmek için hafta sonları Ankara'dan gelip 2 antrenman seyredip geri dönerlerdi. Bugün 76 yaşında olmasına rağmen hala faal çalıştırıcılığa devam etmektedir. Oyuncu ajanlığı yapan Tolga Tuğsavul ile birlikte başlattıkları bir proje ile bir dönem genç ve gelecek vaat eden oyuncuların yanında, kulüplerinde umduğunu bulamayan oyunculara özel antrenman verdi. Bu oyuncular arasında: Barış Görmez (2.14 m., Efes-Telekom) ve Burak Sezgin (2.04 m., Galatasaray) sayılabilir. Barış'ın bonservisine 15,000 USD ödeyerek Telekom'dan aldılar, bu yıl boyunca çalıştırıp, geliştirdi.

   Bu proje Basketbol tarihimizde bir çağ açabilir. Çünkü yabancı oyuncuların sayısı arttıkça takımlardaki genç oyuncular oynama fırsatı bulamıyorlar. Takımlarımız hem Ligde hem de Avrupa kupalarında mücadele ettiklerinden antrenörler oyuncu yetiştirmeye fırsat bulamıyorlar; hoş, zaman olsa da böyle bir istek duyacakları şüphe götürür; zaten antrenörlerimizin büyük bir çoğunluğu kendilerini ÜSTYAPI antrenörü olarak görür ve ALTYAPI ile ilgilenmezler; ilgilenmek isteyenlerin de böyle bir becerilerinin olduğu şüphe götürür. İşte bu alanda Cavit Altunay Türkiye'de tektir. Yukarıda, yetiştirdiği oyunculara bakarsanız bunların iyi oyuncu olmak yanında çoğunun sonradan iyi birer antrenör olduğunu da görürsünüz. Çünkü, Altunay çok iyi bir yetiştiricidir; komple basketbol adamı yetiştirir. (Bu isimlere, Galatasaray'da yardımcılığını yaparken yetiştirdiği rahmetli Aydan Siyavuş'u da ilave edelim) Onun önemi ülkemiz dışında Yugoslavya'da da bilinir; İTÜ'de oyuncusu olan Haluk Okçuoğlu basketbolu bıraktıktan sonra Yugoslavya'ya antrenör seminerine gider. Orada bildiklerini anlatınca Yugoslavlar şaşırır ve bunları kimden öğrendiğini sorarlar. Aldıkları cevap üzerine bir antrenorü Türkiye'ye Altunay ile staj yapmaya gönderirler. Bu antrenör 1961-1963 yıllarında yaz çalışmalarına katılır; aldığı notlarla ülkesine döner.
   O antrenör kimdi biliyor musunuz: Bogdan TANJEVIC!
   Şimdilik Cavit Altunay'ın öyküsü bu kadar.

Ender ÖZBEK
18 Kasım 2006 - www.magicsport.org