Basketbola hizmet eden kulüplerin bir çoğu
Altyapı organizasyonlarında büyük bir rekabet
içerisinde.Çocukların basketbola başlatılma yaşı
ve yarışmacı mentalitesinin kazandırılma zamanı
giderek aşağıya çekiliyor.Bütün bu zararlı
yaklaşımların yanısıra yaşa başa bakılmaksızın
antrenman saatlerinin giderek arttırılması
çocukların hem eğitim öğretimlerini aksatıyor
hem de dozlar iyi ayarlanmadığından ilerleyen
dönemlerde onların bu işi zevk alarak
yapmalarından çıkıp bir kabusa dönüştürülüyor.
İyi bir basketbolcu olmanın en büyük kuralı zeki
olmaktır.Zeka da öncelikle matematik,fen vb.gibi
kavrama ve çözüm kabiliyeti gerektiren derslerin
sürekli pratik edilmesiyle ve sosyal hayat
içerisinde alınan roller ve uygulama alanlarını
genişliği ile perçinleşir.
Örneğin basketbolda her zaman en önemli
teknik değerlerden birisi olan Rebound konusu
şutu hissetme,rebound silindirini kavrayıp yer
tutma ,bu süreç içerisinde match-up oyuncusuyla
girişilen vücut savaşı ve topla en yukarıda
temas için iyi bir zamanlama..tüm bunlar yan
yana getirildiğinde ortaya müthiş bir denklem
çıkar.Senelerce basketbolcu olabilmek için
insanların ter döktüğü bir oyuncuya biz bugün
hala rebondu anlatıyorsak bu onun biraz da
çarpım tablosunda bile zorlandığındandır.
Çalışmayan organın önce zayıflaması sonra da
çürümeye başlaması gibi.
Bütün suç oyuncularda değil
elbette.Türkiye de bir gencin hem iyi bir eğitim
almış veya alıyor olması hem de bir yıldız
oyuncu olması için gerekli hiç bir sebep
yok.Antrenör,veli ve öğretmen arasındaki
iletişim çok zayıf.Milli Eğitim Bakanlığı ile
Spordan sorumlu Devlet Bakanlığı arasında
iletişim yok ki orada olsun diyebilirsiniz.Okul
maçında oynayan bir çocuğu 3 saat sonra kulüp
maçında da görebilirsiniz.Sabah evden kahvaltı
ederek mi çıktın,neyle geldin,cebinde harçlığın
var mı,ödevin var mı,bugün giremediğin sınav ne
olacak,kaçta uyuyacaksın..babadan anneden ayrı
nasihat. Antrenöründen ayrı azar. Öğretmeninden
ayrı tepki. Ve bu çocuklardan biz performans
bekliyoruz.
Biz antrenörler..genellikle anne
babadan,okuldaki öğretmenden bile
avantajlıyızdır biliyorsunuz.Yaptırım gücümüz
daha kuvvetlidir.Çünkü o çocuğun hayatta en zevk
alarak yaptığı işin patronuyuzdur.Yoksa bizim
masal kahramanı olduğumuzdan değil.
Türkiye de 2 tip Altyapı antrenörü
var.Büyük bir çoğunluğu basketbolda oyuncu
olarak istediği noktaya gelemeyeceğini anlamış
veya biri tarafından hatırlatılmış ve genç
yaşında ucundan kıyısından başlayarak bu işin
içine girmiş olanlar ve 30 yaşına kadar
basketbol oynadıktan sonra oyuncu yetiştirmenin
20 sene önceki gibi olduğunu düşünüp iş yapmaya
koyulanlar.Ama her kim olursa olsun kendini
yenileyebiliyor ve geliştiriyorsa başarılı
olmamak için hiç bir sebep yok demekle de iş
bitmiyor.Bu klişeler sigortacılık,pazarlama
uzmanlığı,kaportacılık gibi işlerde geçerli
olabilir ama basketbol antrenörlüğü hele oyuncu
yetiştirme herkesin harcı değil.
Altyapı antrenörlerine verdiğimiz kurs ve
seminerlerde görünen acı bir tablo var..hala
çalıştığı kulüp veya okul takımlarında
yetiştiricilik yapıyor olmalarına rağmen büyük
bir çoğunluğu şut atmayı,pas vermeyi
bilmiyor.Bırakın bunu kendini ifade etme
kabiliyetleri yok.Bu kulüplerin ya da okulların
hangi akla hizmet ettiklerini hala anlamış
değilim.Türkiye de kaç altyapı antrenörünün
antrenmanlarına daha önce titizlikle hazırlığı
yapılmış,bilimsel,yaş grubuna ve sezon gündemine
uygun programlarla çıktığından emin değilim.Bir
tahminim var.Ama çok moral bozucu olabilir diye
söyleyemiyorum.
Yetiştiriciliğin bir kuralı da tüm aksaklıkları
ve detayları yakalayıp anında ve sabırla
düzeltmek ve takipçisi olmaktır.Alıcı gözüyle
baktığınızda A Takım düzeyinde oynayan
oyuncularda kötü yapılmış screenler,ayaklarını
çekemeyen defans oyuncuları,reboundları takip
etmeyen oyuncular,yapılmamış cutlar vs.
yakalarsınız.Biraz dikkat ettiğinizde tüm bu
unsurların ayaklarla ilgili olduğunu
farkedersiniz.Atyapıda pres yapıyım,zone savunma
yapıyım.maçı kazanayımda ne olursa olsun derken
hiç üzerinde durulmayan ayak çalışmalarıyla
ilgili..
Bu makaleyi yazarken sağanak yağan yağmurun
damlaları gibi aklıma sürekli problem içeren
detaylar geliyor.Neyi nereye sıkıştıracağımı
bilemiyorum.Tüm bu sıkıntıları presleyip bir
konu başlığı ile toparlamamız gerekiyorsa şöyle
diyebiliriz aslında..Altyapılarda müthiş bir
sorumsuzluk ve vurdumduymazlık var. Bunda da
kabahat sadece orada çalışan çocuklarda değil
tabiki.Denetleme ve yönlendirme durumunda olan
insanlarda da çok büyük ihmaller var.
Özellikle Altyapıda çalışan yetiştirici
insanların vizyonlarını geliştirecek,onlara yeni
fikirler katacak ve doğru adımlar atmalarını
sağlayacak bu ve bunun gibi yazıları takip
etmelerini tavsiye ediyorum.Bundan sonraki
yazımda aday oyuncu seçimi ve basketbolla ilk
tanışma konusunda bir yazım olacak...
İyi Çalışmalar & Başarılar..
Cem ÇAĞAL
Yeşimspor Kulüp Direktörü - A Erkek Takımı
Antrenörü
TBF Eğitim Kurulu Üyesi
Kaynak:
Tubad.org
|