Milli
takımın ve Galatasaray'ın başarıya giden yolda spor psikologlarından ve mentorlardan yararlandığı konuşuluyor. Fenerbahçe ve Gençlerbirliği gibi
büyük takımlar da bu akımı izliyor. Buna karşılık spor psikolojisi pek
bilinmiyor. Akademisyen Erkut Konter dünyada bu konudaki çalışmaların tarihi
seyrini anlattı.
Sporun profesyonelleşmesiyle birlikte spor psikolojisi terimine daha sık
rastlanıyor. Psikoloji spora neden gereklidir?
- Genel olarak sporda ve özel olarak futbolda performansın fiziksel,
teknik, taktik ve psikolojik hazırlığa bağlı olduğu söylenir. Antrenörlerin
çoğu fiziksel, teknik ve taktik hazırlık konularında nelerin yapılacağını
bilebilir. Ama psikoloik hazırlıkta nelerin yapılması gerektiği çok açık
değildir. Örneğin futbolda fiziksel hazırlık deyince süratin,
dayanıklılığın, kuvvetin, esnekliğin geliştirilmesini anlıyoruz. Psikolojik
hazırlık dediğimizde neyi anlayacağız? Stresle başa çıkma, kendine güven,
motivasyon, konsantrasyon, dikkat, gevşeme, olumlu düşünce kontrolleri.
İletişim de psikolojik hazırlığı gerektiren konulardır.
Bir antrenör bu alanlardan üçüne hakim. Ama dördüncüsü için dışarıdan
desteğe ihtiyacı var değil mi?
- Hatırlarsınız eskiden kaleci antrenörü, kondisyoner, spor hekimleri
futbolun içinde yoktu. Şimdi bunların dışında maç analizcileri, performans
analizcileri işin içine girmeye başladı. Futbol takımlarının futbolda
uzmanlaşmış ve spor psikolojisinde ciddi eğitim öğretim görmüş uzmanlarla
çalışması lazım. Örneğin bugün turizmde yüksek lisans ve yönetim
organizasyonu doktorası yapmış birisi psikolojik danışman diye ortaya
çıkabiliyor. Milli takımlara ve Galatasaray'a kadar gidebiliyor, hatta şu
anda Fenerbahçe'ye bile yardımda bulunabiliyor. Bu boşluğu denetleyebilecek
mekanizmalar yok. Futbol Türkiye'de çok büyük paranın dolaştığı bir alan. Ve
bu alana herkes bir şekilde girip para kazanabiliyor.
Spor psikolojisi alanında uzmanlaşmamış bir kişi bir futbol takımına
gerçekten katkı sağlayabilir mi?
- Tabii, bu işin eğitimini gerçek anlamda almış biriyle almamış birisi
arasında fark olacaktır.
Psikolojinin futbola katkısı ne düzeydedir?
- Araştırmalar genel olarak bu katkının yüzde 30 olduğunu söyler. Durum
ve koşullara göre bunun yüzde 90'lara kadar çıkabilir. Yüzde yarımın bile
önemli olduğu bir alanda bu önemli bir oran.
ABD'deki gelişmeleri yakından izliyorsunuz. Spor kulüpleri ne zamandan
beri spor psikologlarından yardım alıyorlar?
- Takımların spor psikologlarından ilk yardım alması 1938 yılına
rastlıyor. İkinci Dünya Savaşı'yla bir durgunluk yaşanıyor. 1960'larda
tekrar canlanıyor. Spor psikolojisinin babası diye bilinen Coleman
Griffith'e 1938'de Chicago Cubs beyzbol takımı teklifte bulunuyor. Bunu
başlangıç noktası kabul edebiliriz. 1960'larda uygulamalı spor psikolojinin
babası diye bilinen Bruce Ogilvie problemli sporcular ve bunlarla başa çıkma
yollarıyla ilgili ilk kitabını yayımladı. Ve takımlarda bu çalışmayı ilk
başlatan kişi olarak tanınıyor.
Uygulamalı spor psikolojisine geçilmesi bu işin daha ciddiye alındığını
mı gösteriyor?
- 1960'lardan başlayarak bu işin yaygınlaştığını söyleyebiliriz. ABD'de
1984'ten sonra olimpik dallarda tüm sporcular klinik ve eğitim spor
psikoloğu ile çalışıyor. Eğitim spor psikologları aynen antrenörler gibi
sporculara stresle başa çıkma, motivasyon, kendine güven, hedef belirleme
gibi psikolojik becerileri öğretirler. Klinik spor psikologları ise
sporcuların depresyona girdiği, kişilik bozuklukları gösterdiği, alkol,
doping ve cinsellikle ilgili problemler yaşadığı çok önemli klinik
durumlarda devreye giriyor.
Spor psikoloğunun katkısı nasıl bir vadede ortaya çıkar?
- Araştırmalar dört ay ile iki yıllık bir sürenin gerekli olduğunu
söylüyor. Ama daha uzun süreler daha yararlı sonuçlar verebiliyor.
AŞIRI PERFORMANS ZARAR
Bir spor psikoloğu futbol takımıyla nasıl çalışma programı izleyebilir?
- Biri genel ve diğeri özel iki program izleyebilir. Öncelikle takımın
durumunun değerlendirilir. Futbolcularla grup halinde ve bire bir görüşmeler
yapılır. Futbolcuların psikolojik açıdan zayıf ve güçlü yönleri belirlenir.
Sonra takım için genel bir program, futbolcular için de hangi yönleri
zayıfsa ona uygun program oluşturulur.
Bu çalışmalar sonunda elde edilen beceriler kalıcı mıdır?
- Psikolojik beceriler aynı fiziksel beceriler gibidir. Nasıl futbolcuya
kuvvetlen dediğinizde kuvvetlenmiyorsa konsantre ol dendiğinde de kendi
kendine konsantre olmayı başaramaz. Birisi bize gelecek, bir-iki laf
söyleyecek. Galeyana geleceğiz, çıkıp kazanacağız. Dolduruşla
karıştırılıyor. Bunun sonucunda boğulmalar meydana gelir. Aşırı düzeyde
motivasyon da performans açısından zarar vericidir.
Bu dolduruş Türkiye'de bu ciddi bir sorun mudur?
- Önemli bir sorundur çünkü genelde bizde vatan millet edebiyatıyla,
haydi koçum edebiyatıyla motive etmeye çalışırlar. Araştırmalar 'pep talks'
adı verilen bu genel takım konuşmalarının zararlı yönlerinin bulunduğunu
gösterir. Çünkü yüksek uyarılma düzeyi kişileri strese sokabilir,
sakatlıklara yol açabilir, güven kayıplarına sebep olabilir.
Psikolojik desteğin altyapı seviyesinde başlaması gerekir mi?
- Sanki spor psikologları sadece üst düzey sporcular içindir gibi bir
yanlış anlayış var. Aslında bunun tüm spor kulüplerinde altyapıdan itibaren
psikolojik beceri antrenmanlarına ihtiyacı var. Böyle bir altyapıdan gelen
futbolcular daha az psikolojik problem yaşarlar. Bu nedenle futbol
federasyonu nasıl kaleci antrenörünü, kondisyoneri, spor doktorunu futbol
kulüplerinde düşünüyorsa bunu da mecburi hale getirmelidir. Bu sayede
futbolun kalitesi yükselir.
GALATASARAYLI
ERGÜN ÖRNEK OYUNCU
Galatasaraylı Ergün Penbe duygularını kontrol etme açısından örnek
alınacak bir oyuncudur. Performansını bozacak duygusal tepkiler
gösteremeyen, motivasyonunu koruyan bir oyuncudur. Ama örneğin Hakan Şükür
gol kaçırdığında bunun etkisiyle moral bozukluğuna girebiliyor. Öğrenilmiş
çaresizlik diye bir şey var. Bazı yolları denedikten, başarısız olduktan
sonra başarısızlığıyla ilgili bir çaresizlik yaşamaya başlar. Bu güven
kayıpları yaratır ve oyuncunun teknik becerisini de etkilemeye başlar.
‘‘Niye bir daha deneyeyim? Ben beceriksiz bir adamım’’ diye düşünceler hakim
olur. En büyük mağlubiyet de burada ortaya çıkar.
ASKER FUTBOLCU-SANATÇI FUTBOLCU
Asker diye kast ettiğimiz şey bunların futbolu daha çok fizik mücadele
olarak algılamaları. Buna karşılık sanatçılar, futbolu daha çok bir sanat ve
estetik olarak yorumlar. Sadece kendilerini değil takımı iyi yönlendirme,
diğer oyuncuları da iyi ve başarılı yapma isteği gibi özellikler
gösterirler. Sanatçı ve askerlerin ortasına düşen iki tipten daha
bahsedebiliriz: Sadece sanatçılığıyla değil fiziksel mücadelesiyle de ön
plana çıkan sanatçı-askerler ve mücadele yanında sanatçı yönleri de gözüken
asker-sanatçılar. Antrenörler için sadece sanatçı veya sadece asker olanlar
bir problem yaratır. Antrenör, sanatçı oyuncuya biraz da top kapmalısın,
mücadele etmelisin, top rakipteyken bir kişi eksik oynuyoruz, der. Asker
için de futbol sadece mücadele değil biraz daha aklını kullan diyecek. Veya
takımım, bir tane sanatçı oyuncuyu kaldırır diyecek. Diğerleri bu açığı
kapatacak. Ama bu oyunculardan birkaç tane varsa takım büyük ölçüde zarar
görür.
NBA
TAKIMLARI OLUMSUZ TEZAHÜRAT İÇİN KİRALIK SEYİRCİ TUTUYOR
Bugün yüksek performansta en önemli antrenman biçimlerinden birisi
simulation training'tir. Yani yarışmaya benzer koşullarda antrenman
yapıyorsan yarışmada daha iyi sonuç alırsın. Mesela NBA basketbol takımları
olumsuz tezahürat için kiralık seyirci tutuyorlar. Zaman zaman ben de
futbolcuların yanına teyp kuruyorum. Buna rağmen köşe vuruşunu yapabiliyor
mu? Kenar oyuncuların seyirciden çok etkilendiğini söylerler. Tüm bu olumsuz
tezahürata rağmen kendini kontrol edebiliyor mu, diye.
FUTBOLCUDA ARANMASI GEREKEN ZEKA TÜRLERİ
Alan zekası: Futbol bir alan mücadelesidir. Rakibin alanını daraltmak ve
kendi alanını büyütmek amaçtır.
Transfer zekası: Buna aktarma zekası da diyebiliriz. Yani bir alanda
öğrendiklerini diğer alana aktarma. Antrenmanda öğrendiklerinin ne kadarını
maçta kullanabildiğini gösterir.
Duygusal zeka: Futbolcunun duygularını kontrol edip etmediği
önemlidir. Sahada gereksiz hareketler yapıp sinirlenen oyuncunun duygusal
zekası düşüktür.
AJAX MODELİ
Ajax altyapısında kullandığı yöntem psikolojiyi içeriyordu. TIPS (T=
technique/teknik, I=intelligence/zeka, P= personality/kişilik, S= speed/
hız.) denen bir yöntem kullanıyordu. Yani teknik ve zeka sahibi, aynı
zamanda yüksek performans ortaya koyabilecek kişiliğe kavuşmuş ve süratli
oyuncular yetiştirmeye dayanıyordu. Bu literatüre geçmiş bir altyapı
felsefesidir. Bu sayede Ajax dünya futboluna çok önemli yıldızlar
kazandırdı.
Kimdir?
Erkut Konter (41) lise ve üniversite yıllarında lisanslı olarak hentbol ve
futbol aynadı. 1985'te Dokuz Eylül Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor
Bölümü'nden mezun oldu. Aynı bölümde yüksek lisansı sırasında beş yıl
boyunca Londra, Loughborough ve Nottingham'da akademik çalışmalar yaptı.
1993-2000 arasında Çukurova Üniversitesi'nde öğretim görevlisiydi. Son iki
yılı Seattle, San Diego ve State College'da araştırmalar yaparak geçirdi.
Adana Demirspor, Denizlispor gibi takımlarda danışmanlık yaptı. Spor
psikolojisi ve antrenman teknikleri üzerine yayımlanmış altı eseri var.