|

Değerli Altyapı antrenörü arkadaşlarım;
Özellikle
okul öncesi ve ilkokul çağındaki çocukların
temel motorik özeliklerinin gelişmemiş yada az gelişmiş olduğu dikkate
alındığında basketbol temel tekniğini öğrenmek amacıyla yapılacak
çalışmalarda algılama ve dikkatlerini toplama sorunları yaşayacakları
kesindir. Bu sebeple bu yaş gruplarındaki çocukları basketboldan soğutmamak
ve onlara eğlenirken yarışarak kazanma duygusunu aşılamak amacıyla EĞİTSEL
OYUNLAR başlığı altında toplanabilecek bazı oyunlar oynatırız. Böylelikle
çocuklarımız basketbolu severler ve hem takım arkadaşlarıyla, hemde
antrenörleriyle kaynaşırlarken, bir yandan da temel motorik özelliklerini
geliştirir ve antrenman düzenine uyum sağlamaya başlarlar. Benim sizlere
tavsiyem, bu yaş gruplarındaki çocuklarla çalışırken aşağıda sizlere
örneklerini toplayıp derlediğim, birbirinden eğlenceli 97 adet eğitsel
oyunlar içinden seçeceğiniz oyunlarla bezenmiş bir antrenman programı
uygulamanızdır.
Hepinize
çalışmalarınızda başarılar dilerken, Türk basketboluna yeni yetenekler
kazandırmak için daha çok çalışmanızı tavsiye ederim.
ÖĞRETİMDE TAVSİYELER:
1-
Açıklamaları kısa ve
basit yapınız.
2-
Hareketi mümkün
olduğu kadar çabuk başlatınız.
3-
Çocukları
cesaretlendirmek için teşvik edici olunuz.
4-
Değişik çocukları
seçerek onları kendilerine güvenir yapınız.
5-
Sınıf kalabalık ise
2 veya 3 gruba ayırarak, birden fazla oyun gösteriniz.
6-
Düdük sesiyle bütün
öğrencilerin durup, sesi dinlemesini sağlayınız.
7-
Bir oyunda başarı
sağlamıyorsanız durdurup başkasına geçiniz.
8-
Bilinen oyunları
tekrarlayınız.
ÖRNEK OYUNLAR:
1.
KEDi VE
FARE
Öğrenciler bir veya iki halka üzerinde
sıralanır. Yüzleri içe dönüktür. Bir oyuncu kedi olarak seçilir. Bu dairenin
dışında kalır. Diğeri ise fare olarak dairenin ortasındadır.
Kedi : "Ben kediyim" diye seslenir.
Fare : "Ben de fareyim" der.
Kedi : "Seni yakalayacağım."
Fare : "Yakalayamazsın."
Oyun bundan sonra başlar. Kedi diğer
oyuncuların engellemelerine rağmen fareyi yakalamak ister. Fare yakalanmamak
için kaçar. Dairedeki çocuklar farenin kaçmasını sağlamak için ona yol
verirler. Fare yakalanınca oyuna yeniden başlanır.
2.
OYUNCAK
OYUNU
Bütün çocuklar bir halka üzerinde
sıralanırlar. Birisi ortadadır. Bütün öğrencilere birden altıya kadar
numaralar verilir. Sonra öğretmen numaralara isimler verir.
Örneğin:
1. ler Bebekler,
2. ler Trenler,
3. ler Toplar,
4. ler Tahta askerler,
5. ler Uçaklar,
6. lar Taksiler.
Bundan sonra ortadaki oyuncu, "Trenler"
diye bağırır. Tren olan ikiler, geriye doğru bir adım atarak halka etrafında
koşarlar ve tekrar yerlerine gelirler. Yerine ilk gelen öğrenci elini
yukarıya kaldırır ve ortadaki ile yer değiştirerek, ikinci oyunu o başlatır.
3.
GÜNAYDIN
(BENİMLE GELME)
Öğrenciler bir halka üzerinde, yüzleri
merkeze dönük olarak durur. Bir ebe halkanın dışındadır. Halkanın etrafında
koşarken hafifçe bir arkadaşına dokunarak, "Benimle gelme." der. İki oyuncu
ters istikamette koşarlar. Karşılaştıkları zaman birbirlerini eğilerek
selamlarlar ve "Günaydın" derler ve boş kalan yeri kapmak için koşularına
devam ederler. Boş yeri kapamayan öğrenci ebe olur ve oyunu tekrarlar.
4.
OYUNCAK
KORUYUCUSU
Öğrenciler yüzleri merkeze dönük olarak
bir halka oluştururlar. Dairenin merkezine bir oyuncak veya bir eşya konur.
Bir çocuk bunun muhafızıdır. Bu öğrenci, elindeki topu halkada bir
arkadaşına atar. Halkadakiler topla oyuncağı devirmek isterler. Bunu kim
devirirse o muhafız ile yerini değiştirir, böylece oyun devam eder.
5.
BENiMLE GEL
Bütün öğrenciler bir halka üzerinde
yüzleri içe dönük olarak dururlar. Bir kişi dairenin dışındadır. Dışarıdaki
oyuncu halkanın etrafında koşmaya başlayınca oyun başlar. Koşan oyuncu bir
arkadaşının sırtına hafifçe dokunarak " Benimle gel." der. Dairenin
etrafında bir kere koşu, arkadaşının yerini almaya çalışır. Vurulan oyuncu,
arkadaşı kendi yerine gelinceye kadar dokunmaya çalışır. Bunda başarısız
olursa ebe olur ve başka birisini koşturur. Eğer arkadaşına yerine gelmeden
önce dokunursa kendi yine yerine geçer. Arkadaşı ikinci defa ebe olur.
6.
YUVARLANAN
TOPTAN KAÇ
Oyuncular bir halka yaparlar. Ayrılan bir
tanesi merkezde durur. Halkadaki çocuklar bir voleybol topunu ortadaki
çocuğa doğru yuvarlayarak onu vurmaya çalışırlar. Vuran oyuncu ile vurulan
oyuncu yer değiştirerek oyuna devam edilir.
7.
TOP ATMA
Öğrenciler yüzleri ortaya dönük, bir
halka üzerinde yer alırlar. Ortada, elinde voleybol topu ile bir çocuk
bulunur. Oyun başlayınca ortada bulunan oyuncu halka üzerindekilere topu iki
elle, tek elle veya voleyboldaki gibi vuruşlara yaparak atar. Yandaki
oyuncular da aynı şekilde topu oradaki oyuncuya atmaya çalışırlar. Öğretmen
bir süre sonra ortadaki oyuncuyu değiştirir.
8.
BAHÇEDEKi
MİDİLLİ
Çocuklar el ele tutarak, bir halka
yaparlar. Yüzler ortaya dönüktür. Midilli olan çocuk ortadadır.
Dairedeki çocuklar: “Midilli, sen
bahçemize nasıl girdin ?”
Midilli: “İçeriye atladım.”
Dairedeki çocuklar: “Nasıl çıkacaksın?”
Midilli: “İşte böyle.”
Dedikten sonra Midilli, halkadakilerin
kolları altından çeşitli denemeler yaparak halka dışına çıkamaya çalışır.
Midilli dışarı çıkar çıkmaz, halka üzerindeki oyunculardan 3,4 tanesi koşucu
olurlar ve Midilli'yi yakalamaya çalışırlar. Midilliyi ilk yakalayan bir
sonraki oyun için Midilli olur.
9.
MENDiL
DÜŞÜRME
Bütün öğrenciler el ele tutuşur, yüzleri
merkeze dönük olarak halka bir yaparlar. Elinde mendil olan bir oyuncu,
halka etrafında koşmaya başlar. Mendili bir arkadaşının arkasına bırakır,
koşusuna devam eder. Yakalanmadan arkadaşının yerini almaya çalışır.
Arkasına mendil konulan öğrenci, mendilin farkına vardığı anda onu alır ve
ebenin arkasından kovalar. Eğer kendi yerine kadar arkadaşına dokunamazsa
ebe olur. Oyunu tekrarlarlar. Eğer arkadaşına dokunmaya muvaffak olursa
kendi yerini alır, arkadaşı ikinci kez ebeliğe devam eder.
Çizgide Oynanan Oyunlar
10.
HENDEK
ATLAMA
Birbirine paralel olmayan iki çizgi
çizilir. Bir ucun açıklığı 50 cm, diğerinin ise 2 metre kadardır. Öğrenciler
tek sıralı derin kolda dizilir. Çocuklar önce dar yerden atlamaya başlarlar.
Atlayanlar sona kadar devam ederler. Atlayamayanlar yeniden kendilerini
denerler.
11.
İTFAİYECİ
Birbirlerinden 15 metre uzaklıkta paralel
iki çizgi çizilir. Bütün öğrenciler çizginin biri üzerinde, yüzleri diğer
çizgiye dönük olmak üzere yer alırlar. Karşı çizginin biraz gerisinde
"İtfaiyeci" bulunur. Öğrencilerin hepsine 1'den 4'e kadar numara
verilmiştir. Örneğin İtfaiyeci ; "Yangın ! Yangın ! 1 numaralı istasyon "
diye bağırır. Bir numaralar karşı çizgiye kadar koşup geri dönerler. Diğer
gruplar da bu şekilde çağırılır. Bazen itfaiyeci ; " 1 numaralı istasyon "
diye bağırır. Bir numaralar karşı çizgiye kadar koşup geri dönerler. Diğer
gruplar da bu şekilde çağırılır. Bazen itfaiyeci ; " Yangın ! Yangın ! Alarm
var !" diye bağırır. O zaman bütün öğrenciler karşıya kadar koşup geriye
dönerler.
12.
ESİR ALMA
VE VERME
Oyuncular karşılıklı iki sıra olur.
Aralarında 7-8 metre mesafe vardır. Her sıra sağdan numara sayar. A sıranın
bir numarası karşıya gider. O sıranın önünden geçerken bir kişinin herhangi
bir yerine dokunur ve yakalanmadan kendi sırasına doğru kaçar. Kendisine
dokunulan oyuncu bunu öbür sıranın hizasına kadar kovalamaya başlar. Eğer
oyuncuyu yakalarsa, yakalanan oyuncu B sırasına esir olarak gider, o sıranın
en sonuna eklenir. Dokunulmadan kaçarsa B sırasındaki kovalayan oyuncu esir
olur ve A sırasının en sonuna eklenir. Belli bir süre sonra hangi sıra daha
fazla ise o taraf oyunu kazanır.
13.
HAYVANAT
BAHÇESİ
Bütün öğrenciler eşit olarak iki gruba
ayrılırlar. Aralarında 4-5 metre mesafe olacak şekilde karşılıklı iki
paralel çizginin üzerinde, yüzleri birbirlerine dönük olarak dizilirler. Bir
grup kendilerine ( kendi aralarında seçerek ) bir hayvan ismi alır. Diğer
gruba doğru yaklaşırlar. İki -üç adım kala ismini aldıkları hayvanın
taklidini yapmaya başlarlar. Karşı taraftan herhangi bir oyuncu bunun hangi
hayvan olduğunu tahmin ederse, hayvan ismi alan grup kendi çizgilerini
geçinceye kadar kaçar, hayvanın ismini bilen grup kovalar. Yakalananlar,
yakalayan gruba geçer. Oyun sıra ile devam ettirilir.
14.
KÖPEKLER VE
TOP
Bütün çocuklar gruplaşır, birer köpek
ismi alırlar. Örneğin ; Finolar, Buldoklar, Çobanlar, Av köpekleri vb. hepsi
bir çizgi üzerinde sıralanarak tek sıralı safta toplanırlar. Bir çocuk bir
voleybol topu alır, bir grup köpeğin ismini çağırarak topu ileriye doğru
yuvarlar. O ismi alan köpekler , topun arkasından tutmak için koşarlar. Kim
önce topu yakalarsa, o atıcı olur ve oyun böylece devam eder.
15.
TAVŞAN KOŞ
Çocuklar, tavşanlar ve tilkiler olmak
üzere iki gruba ayrılırlar. Tavşan grubunun başına bir "Anne Tavşan"
seçilir. Tilkilerin kenarda bir evi olur ve bu civarda tilkiler saklanır.
Anne tavşan çocuklarını geziye çıkarır ve tilkilerin evine doğru ilerler.
Anne tavşan tilkilerin evine iyice yaklaştığı ve onların farkına vardığı
zaman ; "Koş Tavşan, Koş ! " diye bağırır. Tavşanlar da evlerine doğru
koşmaya başlarlar. Yakalananlar tilki olur. Oyun bir kaç defa böyle devam
eder.
16.
BAHÇE
YARIŞI
Başta bir lider olmak üzere bütün
oyuncular bir çizgi üzerinde toplanırlar. Liderde bir top vardır. Diğer
çocuklar gruba yaklaştırılıp 3-4 sebze ismi verilir. ( Biber, lahana,
domates, havuç ) Lider topu sahaya doğru yuvarlarken ismi konmuş sebzelerden
birini çağırır. Bu isimdeki sebzeler topu yakalamak üzere koşarlar. Kim önce
topu yakalarsa liderle yer değiştirir. Diğerleri ilk yerlerine gelir, lider
yeniden oyunu tekrarlatır.
17.
TOP OYUNU
Çocuklar, sayısı kadar gruba ayrılırlar.
Her gruba bir top verilir. ( şimdi bir grubun nasıl oynayacağını izleyelim )
Her grupta 7 kişi olduğunu kabul edelim. 6 kişi bir çizgi üzerine dizilir ve
7 numaralı öğrenci bunların 4-5 adım ilerisinde onlarla yüz yüze gelecek
şekilde yerini alır. 7 numaralı oyuncuda top vardır. Bu topu sırasıyla
1,2,3,4 diye sayarak en baştaki oyuncuya atar. O da tekrar 7 numaralı
oyuncuya atar. Bu atıp tutma sırasında topu oyuncu tutamazsa en arkaya
geçer, sıradaki oyuncu onun yerine geçer.
Not : Bu mesafe yakın görülürse
uzatılabilir.
18.
SENİ
TUTABİLİR MİYİM?
Bir öğrenci lider olur ve çizginin
üzerinde durur. Diğerleri sarı, kırmızı, siyah, beyaz renklerini alırlar.
Renk ismi alanlar liderden 4-5 metre mesafede dağınık olarak dururlar.
Çocuklar seslenir ; "Ali seni tutabilir miyiz ?" Lider ;"Eğer beyazsanız ?"
der. Beyazlar Ali'yi ( Yani lideri ) tutmak için koşarlar. Hangisi önce
Ali'ye dokunursa o lider olur ve oyuna böylece devam edilir.
19.
HOPLA
MİDİLLİ
Bütün çocuklar bir çizgi üzerinde
sıralanır. İçlerinden birisi Midilli olur. Midilli iki ayağı ile hoplaya
hoplaya bir kaç adım ileri giderken, diğerleri de onu taklit ederek takip
ederler. Birden bire Midilli "Dur" der ve gerideki çizgiye kadar
arkadaşlarını kovalayarak onları vurmaya çalışır. Yakalananlar, Midilli'nin
yardımcısı olur ve bir dahaki seferde onlarda arkadaşlarını vurmaya çalışır.
En son kalan oyuncu bir dahaki oyun için Midilli olur.
Alan Oyunları:
20.
ÜÇ AYI
Oyunculardan biri çocuk ayı, diğeri anne
ayı, öteki baba ayı olur. Bahçenin bir köşesine gider, sırtlarını
arkadaşlarına dönerler. Diğerleri bahçenin başka bir ucundan başlayarak
ayılara yaklaşırlar. İçlerinden bir sorar:
- Evde kim var ?
- Çocuk ayı.
Başka biri sorar ;
- Evde kim var ?
- Anne ayı.
Ve başka biri sorar ;
- Başka kimse yok mu ?
- Baba ayı var.
Bunun üzerine üç ayı arkadaşlarını
kovalamaya, diğerleri de kaçmaya başlar. Yakalanan öğrenci olduğu yere
oturur. Son üç kişi kalana kadar oyuna devam edilir. Sonraki oyunun ayıları
bunlar olurlar.
21.
AĞAÇLARDAKİ
SİNCAPLAR
Bütün çocuklar 7-8 kişilik gruplara
ayrılırlar. Her grup el ele tutarak bir daire yapar. Bir kişi ortada
bulunur. Birisi de ebe olarak dışarıdadır. Daireyi oluşturan çocuklar bir
ağacı temsil eder. Dairenin ortasındaki öğrenciler sincaplardır. Ebe olan
öğrenci de sincaptır. Öğretmenin düdüğü ile sincaplar, kendi dairesinden
çıkar ve başka daireye giderler. Bu sırada ebe olan sincap da kendisine bir
ağaç bulur. Dışarıda kalan ebe sincap olur. ( Öğretmen bütün çocuklara
sincap olma olanağı vermelidir.)
22.
SIKI SIKI
SARILALIM
Bütün öğrenciler dağınık olarak bahçede
dolaşmaya başlarlar. Bir yandan da öğretmenin vereceği komutu izlerler.
Öğretmen düdüğü çalar ve aynı anda kollarından birini havaya kaldırarak
parmaklarıyla herhangi bir sayı gösterir. (1,2,3,4 veya 5) Düdük sesini
duyan öğrenciler öğretmenin hangi sayıyı gösterdiğine bakarak bu sayıyı
tamamlamak üzere arkadaşlarına sıkı sıkı sarılır. Bir süre sonra öğretmen
oluşan grupları kontrol eder, sayıyı tamamlayamayan veya tek kalan
öğrencileri eler ve oyuna devam edilir. (1 sayısı işaret edildiğinde
öğrenciler tek başlarına hazır olda beklerler.)
23.
KOYUNLAR VE
KÖPEKLER
Öğretmen bütün kahverengi ayakkabılılar
koyundur der. Diğerleri de köpek olurlar. Bundan sonra öğretmen ; "Kaçın
koyunlar" der ve koyunlar kaçmaya başlar. Bir kaç saniye sonra köpeklere "
Yakalayın koyunları " denilir. Köpekler koyunların arkasından gider ve
onları yakalayıp geri gelirler.
24.
LİDERİ İZLE
Bütün çocuklar eşit sayılarda 7-8 gruba
ayrılır. Bir grup 7 kişiden fazla olmamalıdır. Her grup derin kolda
toplanır. 1 numaradakiler grubun lideridir. Öğretmenin işaretiyle oyun
başlar. Lider çeşitli yürüyüş ve hareketler yapar, diğerleri onu takip
ederler. 3-5 hareketten sonra öğretmen yine düdük çalar ve lider değişsin
der. Bu komutla 1 numaradaki lider en arkaya geçer ve 7 numaralı oyuncu
olur. 1.numaradakiler liderdir. ( Yani önde olan lider olur.) Öğretmen her
çocuğa bir lider olma şansını tanımalıdır.
25.
LEYLEK
OYUNU
Öğrenciler bahçeye dağılırlar. Bir kişi
ebe olur. Öğretmen düdük çalınca ebe hariç diğer çocuklar leylek gibi tek
ayakları üzerinde dururlar. Ebe dokunmak üzere leyleklere yaklaşır.
Leylekler bir ayakla sekerek kaçarlar. Kime dokunursa o çömelir. En son
kalan leylek, ebe olur.
26.
İHTİYAR
SİHİRBAZ
Bir çocuk "İhtiyar Sihirbaz" olarak
seçilir. Diğerleri bir kaç adım mesafeden onu izlerler. Çocuklar sihirbazla
alay ederler ; "İhtiyar sihirbaz, sihrini kaybetti !" , "sözde zengindi ama
yerden 5 kuruşu bile alıyor !" derler. Sihirbaz kızar ve döner ; "Sizler
kimin çocuklarısınız ?" diye sorar Çocuklar ; "Bakkalın Çocuklarıyız" ,
"kimsenin çocukları değiliz" , " Bekçinin çocuklarıyız " gibi değişik şeyler
söylerler.
En sonunda birisi ; " Senin " der.
Sihirbaz kızar ve onları kovalamaya
başlar. Kime elini değdirirse o çocuk sihirbaz olur, diğerlerini tutmak için
o da sihirbaza yardım eder.
27.
SES TANIMA
OYUNU
Öğretmen oyun alanına bir kaç çalgı
getirir.( flüt, melodika, mandolin, bağlama, akordeon, keman…vb.)
Bu çalgıları birer birer çalarak (
adları, biçimleri ve sesleriyle ) çocuklara tanıtır. Çocukların
öğrendiklerini saptadıktan sonra, bir çalgıyı alır, çalar ve çocuklara sorar
"Bu ses hangi çalgının sesidir ?"… Çocuklar yanıtlarlar.
Ancak öğretmen, soru sormak için çalgıyı
çalmadan önce ( bir paravanın yada kukla sahnesinin arkasına ) saklanır.
Çocuklar çalgıyı görmezler. Sesinden tanımaya çalışırlar.
Bu oyun daha sonra, her çocuğa ayrı ayrı
sorularak da oynanmalıdır. Aynı oyun, teybe alınmış çalgı sesleriyle
oynanabileceği gibi, hayvan seslerini tanıtmak amacıyla teybe alınacak
hayvan sesleriyle de oynanmalıdır.
28.
BEN KİMİM
OYUNU
Çocuklar yarım halka biçiminde otururlar.
Bir ebe seçerler. Ebenin gözleri kapatılır. Öğretmenin işaret ettiği bir
çocuk kalkar, gelip ebeye sorar : "Ben kimim ?" der. Ebe, soran çocuğu,
sesinden tanırsa, ebelikten kurtulur, soran çocuk ebe olur. Ebe bilemezse,
ebeliği sürer. Başka çocuk sorar.
Bu oyun hayvan seslerini tanıtmak
amacıyla da oynanır. Soran çocuk, bir hayvan sesi çıkarır, "Ben hangi
hayvanım ?" diye sorar. Öteki kurallar aynıdır.
29.
TATMADAN
BUL OYUNU
Öğretmen çocuklara, bir yiyeceğin tadını
ve özelliklerini söyler. Bunun adını bulmalarını ister. Bulan çocuk
alkışlanır. Bu oyun, çocukların tanıdıkları çeşitli yiyecekler tanımlanarak
da oynanır.
Örneğin: "Sarı kabuklu, sulu, çekirdekli,
tadı ekşi, çaya, çorbaya, salataya sıkılır; bunun adı nedir ?"diye sorulur.
"Limon" olduğunu bilen çocuklar alkışlanır.
Sınıf İçi Oynlar:
30.
ALİ KUTUDA
Bütün çocuklar sıra aralarındaki
boşluklarda ayakta dururlar. Öğretmen ; "Ali kutuda." dediği zaman herkes
çömelik vaziyet alır. "Ali kutudan çıktı." deyince herkes ayağa kalkar.
Öğretmen bu tempo ile giderken bazı komutlarda değişiklik yapar. Bu
değişiklikte yanlış yapanlar yerlerine otururlar. En sona kalan sınıfın
birincisi olur.
31.
EŞYA VE YER
Bütün çocuklar sıralarında otururlar.
Öğretmen bunlardan 6-8 tanesini çağırarak yazı tahtasının önünde yüzleri
arkadaşlarına dönük olarak tutar ve hepsine bir isim verir. ( Örneğin ;
Renkler, Kuş isimleri, Şehir ismi veya oyuncak isimleri gibi ) Bundan sonra
oturanlar sıralarının üzerine başlarını koyarak gözlerini kaparlar. Öğretmen
tahtadakilerin yerlerini değiştirir. Bundan sonra herkes bakar, bir kaç
gönüllü istenir. Bu gönüllüler arkadaşlarının yer ve isimlerine göre onları
tekrar dizerler.
32.
SİNCAP VE
CEVİZ
Bütün öğrenciler yerlerinde otururlar.
Bir öğrenci sincap olur ve ceviz olarak eline silgiyi alır. Diğer
öğrenciler, başlarını sıralarının üzerine koyarlar ( Uyuyormuş gibi ).
Yanlız bir elleri, avuçları açık olarak yandadır. Sincap, cevizle
arkadaşlarının arasında dolaşırken, Cevizi ( Silgiyi ) bir arkadaşının eline
bırakır ve yerine oturmak üzere kaçar. Yerine ulaşıncaya kadar yakalanamazsa
kurtulur. Eline ceviz konulan öğrenci sincabı yakalayamazsa kendisi bir
sonraki oyun için sincap olur.
33.
KİM
SAKLADI?
Bütün öğrenciler yerlerinde otururlar.
Bir öğrenci kara tahtanın önüne getirilir. Diğerlerine arkası dönüktür ve
gözlerini kapatır. Diğer bir çocuğu sınıfta bir yere saklar veya dışarı
çıkarırlar. Öbür çocuklar da yerlerini değiştirerek karışık otururlar.
Bundan sonra tahtada bekleyen öğrenciye "Kim saklandı ?" derler. Gözlerini
yuman çocuk arkasını dönerek kimin dışarıya çıktığını veya saklandığını
bulmaya çalışır. Bulamazsa ebe değiştirilir ve böylece oyun devam eder.
34.
ÜÇ KÜÇÜK
KUZU
Bir çocuk ( Büyük Kurt ) sınıfın önünde
ve ayaktadır. Diğerleri yerlerinde oturmuştur. Kurt, sıraların arasında
dolaşır. Üç küçük kuzunun ellerine vurur ve yine sınıfın önüne gelerek ;
"hurr, hurr" der. Bu kelimeler ile birlikte ellerine vurulan üç kuzunun
yerlerini değiştirmesi gerekir. Kurt da bu kuzulardan birinin yerine
oturmaya çalışır. Ayakta kalan kuzu bir sonraki oyun için Kurt olur. Oyun
böylece devam eder.
35.
MEYVE
SEPETİ
Bir öğrenci sınıfın önünde durur.
Diğerleri yerlerinde otururlar ve hepsine 4 çeşit meyve ismi verilir. Öndeki
öğrenci " Elmalar " deyince adı elma olanlar ayağa kalkar, yerlerini
değiştirir. Bu arada ayaktaki oyuncu kendine bir yer bulmaya çalışır.
İkincide başka grup meyve ismini söyler. Bu kez de bu meyveler yer
değiştirir. Eğer ebe " Meyve Sepeti " derse her cins meyvenin yerlerini
değiştirmesi gerekir.
36.
KARŞILA VE
GEÇ
Öğretmen sınıfın önünde ve ortadadır. İki
elinde birer silgi veya fasulye torbası tutar. Sağ ve sol gerisinde iki
öğrenci vardır. İşaret verildiğinde bu iki öğrenci öğretmenin elindeki
silgileri alır ve sıraların yanında koşuya başlar. Bu öğrenciler arkada
karşılaşırlar. Öğretmene silgiyi önce getiren oyunu kazanır.
37.
BEKÇİ
KÖPEĞİ
Bir yere bir cisim ( Nesne ) konur.
Yanında gözleri kapalı bir bekçi köpeği durur. Diğer öğrencilerden birisi
sessizce nesneyi oradan almaya çalışır. Eğer köpeğin haberi olmadan onu
alabilirse, bir dahaki oyun için "Bekçi Köpeği" olur. Eşya alırken köpek
farkına varırsa "hav hav" diyerek arkadaşını yakalar. O zaman yeni bir bekçi
köpeği seçilir.
38.
AVCI ADAM
Bir lider seçilir. Bu lider, herhangi bir
yöne doğru yürür ve " Kim benimle ördek ( Ayı,Tilki, Geyik ) avlamaya gelir
?" der. Bütün çocuklar arkasına dizilir ve aynı şekilde lider (avcıyı)
izlerler. Avcı dönüp hepsini görünce silahını onlara çevirir ve " Bumm "
der. Bunun üzerine ayaktaki çocuklar koşarak kendi yerlerine otururlar. Kim
yerine önce oturmuşsa bir dahaki sefere o lider ( Avcı ) olur.
39.
FASULYE
TORBASINI BULMA
Çocuklar elleri arkada olmak üzere omuz
omuza bir daire yapar. Bir çocuk ortadadır. Birisine bir fasulye torbası
verilir. Dairedeki öğrenciler bunu elden ele verirler. Ortadaki öğrenci
fasulye torbasının nerede ( kimde ) olduğunu bulmaya çalışır. Eğer tahmini
çok uzun sürerse başka bir oyuncu ile değiştirilir.
Ben Oyunları:
40.
BU KİM
OYUNU
Çocuklar, yarım halka biçiminde ( yere ta
da iskemleye ) otururlar.
Öğretmen sorar :
"-Ben kara gözlü, kıvırcık saçlı bir kız
görüyorum; kim bu ?"
Çocuklar, öğretmenin bakmakta olduğu
çocuğa bakarak, sorduğu kızın kim olduğunu bulurlar, adını söylerler.
Aynı oyun, çocukların aşağıda gösterilen
başka özellikleri sorularak da oynanır :
a) Göz renkleri ve biçimleri ( mavi,
kahverengi, yeşil, kara, ela, iri, küçük…vb )
b) Yüz biçimleri ( yuvarlak, uzun…vb )
c) Saç rengi ve biçimi ( kara, sarı,
kahverengi, kıvırcık, düz, dalgalı ; uzun, kısa…vb )
Bu tür oyunlar, usandırmamak koşuluyla,
arkadaşlarının çeşitli özelliklerini ( ve bu arada renkleri ) çocuklar
öğreninceye kadar sürdürülür.
41.
DOKUNMA
OYUNU
Bu oyun kolaydan zora doğru üç aşamada
oynanmalıdır. Çocuklar, her üç aşamada da, tere yada iskemlelere, yarım ay
biçiminde oturtulurlar.
a)
Öğretmenin
göstermesiyle
Öğretmen, elini kendi başına koyar,
çocuklara "başına dokun" der, çocuklar, öğretmene öykünürler, ellerini kendi
başlarına dokundururlar. Aynı oyun "eline dokun", "dizine dokun", "kulağına
dokun"…vb. sözlerle sürdürülür.
b)
Öğretmen göstermeden
Dokunma oyunu bu kez, öğretmenin
söylediği yerlere kendisi dokunmadan oynanır. Öğretmen buyruk verir,
çocuklar yaparlar.
c)
Şaşırtma yapılarak
Çocuklar, öğretmenin "dokun" dediği
yerleri iyice öğrendikten sonra, aynı oyun, bu kez de şaşırtmacalı olarak
oynanır. Öğretmen, kimi kez söylediği yere dokunur ; kimi kez de başka yere
dokunur. Örneğin; kendisi," kendi koluna dokunurken, çocuklara "başına
dokun" der. Çocuklar ( öğretmenin kendi koluna dokunarak yaptığı
şaşırtmacaya kanmadan ) kendi başlarına dokunabilmelidirler.
Doğal ki, bütün çocuklar doğru yere
şaşırmadan dokunmayı yapabilirler. Kimi doğru, kimi yanlış yapabilir. Bu
durumda ise gülüşmeler olur, neşeli bir ortam oluşur. Oyuna başka başka
zamanlarda, çocuklar şaşırmadan yapıncaya kadar yinelenebilir.
42.
DÖRTLÜ
DOKUNMA OYUNU
Dörtlü dokunma
oyunu."başımız-omzumuz-dizimiz-ayağımız" sözleri söylenerek ve söylenen
yerlere dokunularak oynanır. Oynayış sırasında devinimler gitgide
hızlandırılabilir. Bu hızlandırma sırasında çocukların soluk almaları
güçleşeceğinden, sözcükleri söylememeleri istenir, bunun yerine öğretmen
söyler, çocuklar yapar. Bu uygulama biçimiyle oyun, aynı zamanda, kolay
beden eğitimi işlevi de görür.
43.
ZIP ZIP
ZIPLA OYUNU
Çocuklar oyun alanında, aşağıda
gösterilen sözleri tekerleme gibi söylerler ve belirtilen devinimleri
tekerlemeye uyarak yaparlar.
Zıp zıp zıpla ( tek ayakla zıplanır )
Hop hop hopla ( iki ayakla hoplanır )
Top top topla ( Son iki hecede yere
çömelinir. )
44.
ÇEVİR SALLA
OYUNU
Çocuklar yere otururlar. Öğretmen aşağıda
gösterilen sözleri söyler, devinimleri yapar. Çocuklar da, aynı devinimleri,
öğretmene öykünerek yaparlar.
Başını çevir, çevir ( başlar soldan sağa,
sağdan sola çevrilir )
Başını salla, salla ( Başlar sağa-sola,
öne-arkaya sallanır )
Kolunu çevir, çevir ( kollar önden
arkaya, arkadan öne çevrilir )
Kolunu salla, salla ( kollar, aşağıya
indirilir, avuçlar yere birbirine koşut olarak önde tutulur, soldan sağa,
sağdan sola sallanır, sonra da yine iki kol birbirine koşut olarak, ön
tarafta bir daire çizecek biçimde sallanır. )
45.
BÜYÜ –
KÜÇÜL OYUNU
Çocuklar ayakta durur. Öğretmen, aşağıda
sözleri söylerken, çocuklar bu sözlere göre devinimler yaparlar. Önce büyü
büyü, sonra da küçül küçül oyunu oynanır.
Büyü büyü
Kollarını yukarıya kaldır
Daha çok kaldır, daha çok kaldır
Ayak parmaklarının ucuna bas
Daha çok yüksel, daha çok yüksel
Büyü büyü kocaman ol, büyü büyü kocaman
ol…
( Çocuklar en çok yükseldiklerinde, ara
vermeden küçül küçül oyununa geçilir )
Küçül küçül
Kollarını indir
Çömelerek büzül
Daha çok büzül, daha çok büzül
Küçül küçül, minicik ol…
46.
KİM YOK
OYUNU
Çocuklar yere oturtulur. İçlerinden
birini ebe seçerler. Ebe başını öğretmenin kucağına koyar, gözlerini yumar.
( çocuk gözünü, bir başka yerde de yumabilir ) Öğretmen, ebeye sezdirmeden,
bir çocuğu işaretle dışarıya çıkartır. Ebe gözlerini açar; Öğretmen ebeye
"Kim yok ?" diye sorar. Çocuk bilirse ebelikten kurtulur. Adı bilinen çocuk
ebe olur. Ebe, üç ad saydığı halde bilemezse yeniden ebe olur, yumulur.
47.
RENGİ NEDİR
OYUNU
Bu oyun çocuklara renkler öğretildikten
sonra oynanır. Renkleri pekiştirme, dikkati arttırma oyunudur.
Öğretmen, küme halindeki çocuklara,
üstlerindeki giysilerin, duvarların, kitap kaplarının, blokları, araç-gereç
ve oyuncakların vb. renklerini sorar, çocuklar söylerler. Bunlar içinden,
özellikle 4-5 nesnenin rengine dikkat çeker.
Daha sonra çocuklar bir ebe seçerler. Ebe
yumulur, Öğretmen ebeye, "Ali'nin kazağının rengi nedir ?" diye sorar. Ebe
bilirse ebelikten kurtulur, alkışlanır. Bilinen çocuk ebe olur. Ebelik
bilinceye kadar devam sürer.
"Rengi nedir ?" sorusunu, öğretmen yerine
herhangi bir çocuk da sorabilir. Ebe değiştikçe, soran çocuk da değişebilir.
Soran çocuk da ebe gibi seçimle belirlenebilir.
48.
HANGİSİ YOK
OYUNU
Üniteye uygun birkaç nesne, varsa bir
masanın üzerine ( yada oyun alanına ) konulur. Her biri çocuklara "Bunun adı
nedir ?" diye gösterilerek sorulur. Çocuklar her nesnenin adını söylerler,
yinelerler.
İçlerinden biri ebe seçilir, dışarı
çıkarılır. Ebe dışarıdayken, nesnelerden birisi saklanır. Ebe içeri
çağırılır. "Demin burada bulunan nesnelerden hangisi yok ?" diye sorulur.
Bilirse ebelikten kurtulur, kurtulan çocuk, bir başka çocuğu ebe seçer. Oyun
böylece sürer.
Koşmaca Oyunları:
49.
SAKLAMBAÇ
OYUNU
Bir ebe seçilir. Ebe oyun alanının
önceden belirlenmiş bir yerinde durur, yumulur. Burası ebenin kalesidir.
Çocuklar saklanırlar. Ebe belirli bir sayıya kadar ( örneğin ona kadar )
sayar. Sayma işlemi bitince "Önümdeki, arkamdaki, sağımdaki, solumdaki
sobe." Der, gözlerini açar, saklanan arkadaşlarını arar, bulmaya çalışır.
Gördüğü arkadaşının adını söyleyerek kaleye döner, sobeler. Sobelenen çocuk
yanar.
Ebe aramak için kaleden uzaklaştığında,
saklanan çocuklar ortaya çıkıp, ebeden önce kaleye ulaşarak "sobe" yapmaya
çalışırlar.
Bu arada, yanan ve yanmayan çocuklar (
açığa çıkmış çocuklar ), öteki arkadaşlarına yardımcı olmak için "Elma
dersem çık, armut dersem çıkma." gibi sözlerle kopya verirler. Ebe kaleden
uzaklaşınca "elma, elma" diye, ebe kaleye yaklaşınca "armut, armut"diye
bağrışırlar.
Ebe tarafından bulunarak yanmış olan
çocuklar, oyunun bitiminde, kendi aralarında sayışarak yeni bir ebe
seçerler. Oyun yeni ebeyle sürer.
Bu oyunun oynanışında, isteğe göre, şöyle
bir kural da uygulanabilir ; saklananlar içinden son çocuk, ebeden önce sobe
yaparsa , kendinden önce sobelenmiş çocukların tümü kurtulur. Aynı ebe, yine
ebe kalır, oyun yinelenir.
Ebe yumulduktan sonra, 10'a kadar sayı
sayabileceği gibi bu saymayı renkleri sayma, meyveleri sayma biçiminde de
yapabilir. İstenirse bu sayma, anne, baba, kardeş-ağabey, abla, teyze, dayı,
hala, amca gibi aile ve akraba bireylerini sayma biçiminde de uygulanabilir.
Ebenin sayması, öğretmen hangi konuyu
pekiştirmek istiyorsa, o konuya ilişkin sözcük ve kavramlarla da
yapılabilir.
50.
KÖŞE
KAPMACA
Bu oyunu oynayacak çocukların sayısından
bir eksik sayıda köşe saptanır. ( köşe yoksa, yere tebeşirle aynı sayıda
daire çizilir.) Çocuklar sayışarak, aralarından bir ebe seçerler. Ebe ortada
durur, öteki çocuklar köşelerine geçerler. Oyun başlayınca, çocuklar
köşelerini ( yerlerini ebenin kapmasına olanak vermemeye çalışarak )
değiştirmeye çalışırlar. Bu değiştirme sırasında ebe başka bir köşeye geçmek
üzere olan çocuğun yerini kapmaya çalışır. Kaparsa, yerini aldığı çocuk ebe
olur. Oyun böylece sürer.
Köşe kapmaca oyununda, çocukların
durdukları köşelere üniteye uygun adlar verilebilir. Adların belirlenmesini,
öğretmen çocuklara yaptırır. Örneğin; Gün adları, mevsim adları, renk adları
vb.
51.
KİLİTLENME
OYUNU
Oyunun oynanacağı bir alan ( ya
çizilerek, yada çocuklara "şuradan dışarı çıkılmayacak" denilerek )
belirlenir. Çocuklar aralarından bir ebe seçerler. Ebe kovalar, çocuklar
kaçışırlar. Ebe, yaklaştığı çocuğa eliyle dokunmaya çalışır. Her çocuk ebe
yaklaştığı zaman yere çömelir, iki elini başının üzerine ( parmaklarını iç
içe geçirerek ) kilitler ve ağzını sıkıca kapatır. Bu devinimleri, ebe
kendisine dokunmadan yapabilen çocuk kurtulur, yapamayan çocuk yanar ve ebe
olur. Oyun böylece sürer.
52.
İPİ TUTMA
OYUNU
Yaklaşık 10 m. uzunluğunda, kalınca bir
ip ( urgan yada halat ) bulunur. İki ucu birleştirilerek düğümlenir, büyükçe
bir halka yapılır. Oynayacak çocuklar bu ipi elleriyle tutarlar ve halka
oluşturacak biçimde dururlar. Çocuklar ipin oluşturduğu halkanın içinde
olurlar ve ellerini arkaya götürerek ipi tutarlar. Ayrıca, sırtlarını ipe
dayayarak, ipin gergin durmasını sağlarlar.
İçlerinden birisi ebe seçilir. Ebe
halkanın ortasında bekler. İpi tutan çocuklar, zaman zaman ipi bırakarak (
ebenin arkasından yada yanından ) ortaya doğru yürürler, ebe ipi kim
bırakıyorsa o çocuğu kovalar; ona dokunmaya çalışır. Kovalanan çocuk, ebe
kendisine dokunmadan ipi tekrar tutabilirse yanmaz. Dokunursa, ebe olur.
Oyun böylece sürer.
53.
BAYRAK
VERME OYUNU
Üniteye uygun bir bayrak hazırlanır. (
bayrağın üzerinde hayvan, bitki, giyecek vb. bir nesne yada bir renk bulunur
) Bir ebe seçilir. Bir çocuk bayrağı alır, kaçar; ebe, bayrağı taşıyan
çocuğu kovalar, ona dokunmaya çalışır. Bayraklı çocuk, ebeye yakalanmadan
bayrağı bir arkadaşına vermeye çalışır; başarırsa yanmaz. Ebe bu kez,
bayrağı alan öteki çocuğu kovalar. Ebe, bayraklı çocuğa dokunabilirse,
ebelikten kurtulur. Dokunulan çocuk ebe olur. Oyun böylece sürer.
54.
KEDİ ATLAMA
OYUNU
Bahçede yada salonda, birbirine koşut iki
çizgi çizilir. Çocuklara bunun "dere" olduğu söylenir. "Siz de kedi
olacaksınız, bu dereden atlayacaksınız." denir.
Çocuklar iki kümeye ayrılırlar: birinci
kümeye "Kara kediler", ikincisine de "Tekir kediler" denir.
Önce kara kediler, birer birer, dereyi
atlayarak geçmeye çalışırlar. Atlayan kedinin ayağı, her iki taraftaki
çizgilere basmamalıdır. Bir yada iki ayağı çizgiye basan kedi yanar. Sonra
tekir kediler de aynı kurallarla dereden atlamaya çalışırlar Hangi kedi
kümesinden daha az kişi yanarsa, oyunu o kedi kümesi kazanmış olur.
Bu oyunun oynanması sırasında öğretmen,
dere çizgilerinin arasındaki açıklığı, çocukların yaş durumlarına ve
yeteneklerine göre saptar. Çizgileri ona göre çizer. Ayrıca, dereden atlama
devinimi, önce ayaklar serbest olarak yaptırılır, sonra da iki ayak
birleştirilerek yaptırılır. İki dere çizgisinin birbirine yakınlık ölçüsü,
ayakların bu durumu da göz önünde tutularak belirlenir. Oyunda yitiren
kediler, kazanan kedileri alkışlar.
Halkada Oyunlar:
55.
ÇİFÇİ
ÇUKURA DALDI (ŞARKILI OYUN)
Çocuklar elele tutuşup bir halka
oluştururlar. İçlerinden biri "çiftçi" olarak seçilir. Çiftçi halkanın
ortasında durur. Çocuklar bir yandan, aşağıda gösterilen sözlerle oyunun
şarkısını söylerler, bir yandan da sağa yada sola doğru yan yan yürüyerek
dönmeye çalışırlar.
Oyun sırasında "çiftçi hanımını aldı."
sözleri söylenirken çiftçi olan çocuk halka içinden bir çocuğu seçer, yanına
alır. Sözlerin öteki dizelere göre, hanım çocuğunu, çocuk dadısını, dadı
köpeğini, köpek kedisini, kedi sıçanını, sıçan da peynirini seçer. Bunlar,
ilk halkanın içinde ikinci bir halka oluştururlar. Peynir seçilince çocuklar
ellerini çırparak şarkının "peynir ortada kaldı" dizesini söylerler ve oyun
böylece biter. Oyunun yinelenmesinde "peynir" bu kez "çiftçi" yapılarak
ödüllendirilir.
Çiftçi çukura daldı Haydi peri kızı
Çiftçi çukura daldı
Çiftçi hanımını aldı Haydi peri kızı
Çiftçi hanımını aldı
Hanım çocuğunu aldı Haydi peri kızı
Hanım çocuğunu aldı
Çocuk dadısını aldı Haydi peri kızı
Çocuk dadısını aldı
Dadı köpeğini aldı Haydi peri kızı
Dadı köpeğini aldı
Köpek kedisini aldı Haydi peri kızı
Köpek kedisini aldı
Kedi sıçanını aldı Haydi peri kızı
Kedi sıçanını aldı
Sıçan peynirini aldı Haydi peri kızı
Sıçan peynirini aldı
Peynir ortada kaldı Haydi peri kızı
Peynir ortada kaldı ( oyun bitinceye dek
bu dize yinelenir.)
56.
BÜLBÜL
KAFESTE (ŞARKILI OYUN)
Çocuklar el ele tutuşarak bir halka
oluştururlar. Bu halka bülbül kafesi olur. Öğretmen, çocuklar arasından iki
üç "bülbül" seçer. Bülbüller kafes içinde dolaşırlar.
Oyun sırasında, halkadaki
çocuklar,"bülbül kafeste" sözlerini yineleyerek ve ellerini (halkayı
bırakarak ) çırpmaya başlarlar. Bu sırada bülbüller halkadan çıkmaya
çalışırlar. Halkadaki çocuklar, bülbülleri kafesten dışarı çıkarmamak için (
bülbül nereden çıkmak istiyorsa oradaki çocuklar ) hemen birbirlerinin
ellerini tutarlar, kafesin açık yerini kapatırlar.
Kafesten ( arkadaşlarının kolları,
bacakları arasından ) kaçabilen bülbüller oyunu kazanmış olurlar.
Ambara Vurdum Bir Tekme
Çocuklar el ele tutuşup bir halka
oluştururlar. Aşağıdaki sözlerle şarkı söylerken, bir yandan sağa yada sola
dönerler, bir yandan da şarkının sözlerine uygun devinimler yaparlar.
Ambara vurdum bir tekme ( bir tekme )
Ambarın kapısı açıldı ( açıldı )
İnci de boncuk saçıldı ( saçıldı )
Limonu da böyle keserler ( keserler )
Suyunu da böyle sıkarlar ( sıkarlar )
Çamaşırı böyle yıkarlar ( yıkarlar )
Suyunu da böyle sıkarlar ( sıkarlar )
Ütüyü de böyle yaparlar ( yaparlar )
Saçımı da böyle örerler ( örerler )
Vb. sözlerle oyun sürdürülür…
57.
KUTU KUTU
PENSE (ŞARKILI OYUN)
Çocuklar el ele tutuşur bir halka
oluştururlar. Aşağıdaki sözleri şarkısıyla söyleyerek sağa yada sola dönmeye
başlarlar. Şarkı içinde adı söylenen çocuk arkasını döner, halka içinde
dönerek ve şarkı söyleyerek oyunu böylece sürdürür. Bütün çocuklar arkasını
dönünce, şarkı sözleri "bütün çocuklar önüne dönse" biçiminde söylenir ve
çocuklar önlerine dönerler. İstenirse oyun bir kez daha yinelenir.
Kutu kutu pense
Elmayı yense
Arkadaşım Ayşe ( dönmesi istenilen
çocuğun adı söylenir.)
Arkasını dönse
Asiye As
Çocuklar el ele tutuşarak bir halka
oluştururlar. Bir yandan aşağıdaki sözleri ezgisiyle söylerken, bir yandan
da sağa yada sola doğru yürüyerek dönerler. Yürüme ve şarkı temposu gitgide
hızlanır, çocuklar koşmaya başlarlar. Şarkının üçüncü, dördüncü söylenişinin
bitiminde ellerini bırakarak birdenbire yere çömelirler. Çömelirken yere
düşen çocuk yanmış olur.
Asiye as
Altın tas
Ayağıma basma
Tahtaya bas
Tahta çürük
Çivi tutmaz
Asiye büyük
Kin tutmaz
58.
GEZEN YÜZÜK
Uzun bir ipe bir yüzük geçirilir. İpin
iki ucu birleştirilerek düğümlenir. Bir ebe seçilir. Çocuklar iki elleriyle
ipi dışarıdan tutarak, ip çevresinde bir halka oluştururlar. Çocukların
elleri ip üzerinde birbirine daha yakın durur.
Oyun başladığı zaman, ebe ortada durur;
ipe geçirilmiş yüzük, bir çocuğun, ipi tutan eli altında saklanır. Halkadaki
çocuklar, bu yüzüğü ebeye göstermeden birbirlerine aktarırlar. Çoğu kez de,
ebeyi şaşırtmak için, aktarır gibi yaparlar. Bu arada ( yüzük yüzük
neredesin, acep hangi eldesin ) sözlerini söylerler.
Ebe yüzüğün kimde olduğunu bulmaya
çalışır. Bulabildiğini sandığı an "Durun !" der. Çocuklar dururlar. Ebe
yüzüğün kendisinde olduğunu umduğu üç arkadaşına, ellerini açmalarını
söyler; ( önce birine, bulamazsa ikincisine, onda da bulamazsa üçüncüsüne
"elini aç" demek hakkı vardır.) yüzüğü bulursa, ebeliği biter; yüzüğü
bulduran çocuk ebe olur.
Bu oyun yere oturularak da oynanabilir.
59.
KEDİ - FARE
Çocuklar el ele tutuşarak bir halka
oluştururlar. Çocuklardan ikisi Kedi ve Fare olarak seçilir. Kedi halkanın
dışında, fare içinde durur. Kedi halkayı geçerek fareyi yakalamaya çalışır.
Halkadaki çocuklar, fareye ( kollarını kaldırarak, ayaklarını açarak )
kaçması için yardımcı olurlar; kediye ise, ( kollarını gererek, birbirlerine
yaklaşarak ) fareyi yakalamasın diye engel olmaya çalışırlar. Bu oyunda,
fare kolaylıkla halkanın içine-dışına geçebilir. Kedi için, içeri ve dışarı
geçmede güçlük çıkarılır.
Kedi, fareyi yakalarsa, yakalanan fare,
oyunun yinelenmesinde kedi olur. Yeni fare, öteki çocukların arasından
seçilir. Oyun böylece devam eder.
Araçsız Yapılan Oyunlar:
60.
SEKE SEKE
YÜRÜME
Öğretmen, çocuklardan belirtilen mesafeye
kadar seke seke yürümelerini ister Yorulacakları için bir süre sonra
ayakları değiştirilir. Bu oyun istenirse yarışma şeklinde de yapılabilir.
Dengesini kaybeden, düşen, yere basan yada yanlış ayak değiştiren yanar.
61.
HACIYATMAZ
Çocuklar üçer kişilik kümelere
ayrılırlar. Her kümede iki çocuk yüz yüze ve karşılıklı durur; üçüncü çocuk
ise bu iki çocuğun arasında ( iki arkadaşının birini sağına, ötekini soluna
alacak şekilde, dimdik ve kaskatı )durur. Ortadaki çocuğa iki çocuktan biri,
Hacıyatmaz'ı ötekine, öteki de birinci çocuğa doğru, omuzlarından iter.
Yandaki çocuklar, Hacıyatmaz'ı düşürmemeye özen gösterirler. Oyunun
yinelenmesinde, ortadaki çocuk yana geçer. Üç çocuk da Hacıyatmaz olduktan
sonra oyun biter.
62.
AYAK AYAK
YÜRÜME
Bir ayağın burnuna, öteki ayağın topuğunu
değdirerek yapılan yürüyüşe, "ayak-ayak yürüme" denir.
Bu oyunda çocuklar, yaklaşık bir metre
arayla, arka arkaya dizilirler. Yerin elverişlilik durumuna göre dizilme
birerli kol'da, ikişerli kol'da yada üçerli kol'da olabilir. Oyun
başladığında her çocuk, kollarını iki yana açar, ayak-ayak yürür. Yürüme
yönünden sapan, ayak ayak yürümede yanlış yapan yada dengesi bozulan, yanmış
olur.
Bu oyun iyice öğrenildikten sonra,
çocukların gözlerini kapatmaları istenerek de oynatılabilir.
63.
ÇAPRAZ
SIÇRAMA
Çocuklar, ikişer ikişer kümelere
ayrılırlar. Her iki çocuk yüz yüze durur; ondan sonra, sağ kolları ile
birbirlerinin kollarına çapraz olarak girerler ve kendi çevrelerinde
sıçrayarak dönerler. Bu dönüş, soldan sağa doğru olur. Bir süre sonra durup,
kollarını değiştirirler; bu kez sol kollarla çapraz yaparlar, sağdan sola
doğru sıçrayarak dönerler. Oyun istenildiği kadar sürdürülebilir.
64.
AÇ KAPIYI
BEZİRGAN BAŞI (ŞARKILI OYUN)
Bu oyun iki aşamada oynanır. Şarkılı oyun
ve çekişme. Alana bir çizgi çizilir. Şarkılı oyun başlamadan önce sayışma
yapılır, iki çocuk seçilir, bunlar "Bezirgân" olurlar. Bezirgânlar,
arkadaşlarına duyurmadan kendilerine birer ad takarlar. Örn. Biri al, öteki
yeşil olur. (Aslan-kaplan,elma-armut vb. birbirine yakın başka adlar da
takılabilir.) Bezirgânlar, çizginin iki yanında olmak üzere, karşılıklı
geçerler, el ele tutuşurlar; ellerini yukarı kaldırarak "kapı" yaparlar.
Öteki çocuklar ( çizgiye koşut olarak ) tek sıra biçiminde dizilirler;
bunlar "kervan" olurlar. Kervancılar, "aç kapıyı bezirgan başı" şarkısını
söyleyerek "kapı"dan geçmeye başlarlar. Şarkının son dizesi, "arkamdaki
yadigâr olsun, yadigâr olsun" söylendikten sonra, hangi çocuk "kapıda"
içinde kalmışsa o çocuk bezirgânlar tarafından ( kollar arasında tutularak )
tutsak alınır.
Bezirgânlar, "tutsak"ın kulağına sorar:
"al mı ?,yeşil mi?" Tutsak da fısıltıyla yanıtlar:"al" derse, adı "al" olan
bezirgânın arkasına, "yeşil" derse, adı "yeşil" olanın arkasına geçer;
belinden tutar, bekler.
Oyun şarkılı olarak yeniden başlar ve bir
çocuk kalıncaya kadar aynı kurallarla sürer. Bezirgânlar son çocuğu da aynı
yöntemle tutsak alırlar; tutunca, "bir sıçan" derler, salıverirler;
çocuk"al" kümesinin çevresini koşarak dolaşır, gelip kapıya girer.
Bezirgânlar bu kez "iki sıçan" derler, salıverirler; çocuk "yeşil" kümesinin
çevresini koşarak dolaşır, gelip kapıya girer; bezirgânlar "üç sıçan" derler
ve çocuğu bu kez salıvermezler; "al mı ?…yeşil mi ?" diye ona da sorarlar.
Çocuk ne yanıt verirse, o bezirgânın arkasına geçer.
Burada oyunun çekişme aşaması başlar.
"al" ile "yeşil" çizginin iki yakasında karşılıklı olarak durur,
birbirlerinin ellerinden sıkı sıkı tutarlar. "Al"ın arkasındaki çocuklar
birbirlerinin, "yeşil"in arkasındaki çocuklar da birbirlerinin bellerinden,
sıkı sıkı tutarlar. Öğretmenin ( yada bir çocuğun ) "başla" demesi üzerine,
Al kümesi ile Yeşil kümesi çekişmeye başlar. Hangi küme çizgiyi geçer yada
koparsa, o küme yenik sayılır. Kazanan kümedeki çocuklar ellerini tempo ile
çırparak "çürük elma, çürük elma" diye bağrışırlar. Aynı anda iki kümede de
kopma olursa, bütün çocuklar "çürük elma" diye bağrışırlar. Çocuklar
isterlerse oyun, "bezirgân"ları ve adları değiştirilerek yinelenir.
Kervancılar : -- Aç kapıyı bezirgân başı,
bezirgân başı
Bezirgânlar : -- Kapı hakkı ne verirsin,
ne verirsin
Kervancılar : -- Arkamdaki yadigâr olsun,
yadigâr olsun
Oyun sonunda bezirgânlar : "Bir sıçan,
iki sıçan, üç sıçan" diye, şarkısız olarak sorarlar.
65.
KİM GÜÇLÜ
Alanın ortasına bir düz çizgi çizilir.
Her çocuk bir eş seçer. Eşlerden biri çizginin bir yanında durur. Her çocuk
sağ ayağını çizgiye koyar, iki çocuğun sağ ayaklarının burunları birbiriyle
karşılıklı durmuş olur; sol ayaklar geride tutulur. Çocuklar, karşılıklı
olarak el ele tutar, birbirlerini kendi taraflarına çekmeye çalışırlar.
Çekilen, yani çizgiyi geçen çocuk, oyunu yitirmiş sayılır, oyun istenildiği
kadar yinelenebilir.
Bu oyun, bir çizgi üzerinde çekişmeli
yapıldığı gibi, çizgi olmaksızın, iki çocuğun bir eksen çevresinde dönerek
çekişmesi biçiminde de yapılabilir.
66.
İMDAT
YARIŞI
Alana uzun ve düz bir çizgi çizilir.
Çizginin 8-10 metre karşısında ve çizgiye eşit uzaklıkta, birbirine bitişik
iki kale yapılır.
Çocuklar iki eşit kümeye ayrılır. Her
küme kendine bir ad takar; kendi içinden, sayışarak bir kaptan seçer.
Çocukların tümü, çizgiye sağ ayaklarını
basarak, koşmaya hazır biçimde ve yan yana dururlar. İki küme arasında bir
metre kadar açıklık bırakılır.
Her kaptan, kendi kümesinin karşısındaki
kale içinde durur.
Öğretmenin yada bir çocuğun "başla"
komutuyla oyun başlar. Her kaptan koşarak kendi kümesine gider, sıranın
başındaki çocuğun elinden tutar; birlikte kaleye doğru koşarlar. Kaleye
gelince, kaptan kalede kalır, onunla birlikte gelen çocuk kaptan olur. Yeni
kaptan da önceki gibi, geri döner, yine sıranın başındaki bir çocuğun
elinden tutar, birlikte koşarak kaleye gelirler. Bu kez yeni gelen çocuk
kaptan olur. Oyun, kesintisiz olarak, kümedeki çocukların tümü kaleye
getirilinceye kadar böylece sürer.
Hangi küme kaleye önce gelirse, o küme
oyunu kazanmış olur. Oyun süresince, kümedeki çocuklar kaptanlarına "imdat,
imdat" diye bağrışırlar.
67.
ÇÜRÜK
YUMURTA
Çocuklar arasından bir ebe seçilir. Öteki
çocuklar halka olup çömelirler, ellerini dizleri önünde kenetlerler. Oyun
başlayınca ebe, halkanın ortasında dolaşır. " Bu yumurta sağlam mı ? Çürük
mü ? "der ve bir arkadaşının başına, önden hafifçe iterek dokunur. Dokunulan
çocuğun, düşmeden ve çömelik durumda dengede kalması gerekir. Dengesi
bozulup geriye ( yada denge sağlayayım derken ileriye ) düşen yada kenetli
elleri çözülen çocuk yanmış olur, oyun dışı kalır. Sona kalan bir kaç çocuk
alkışlanır. İstenirse oyun yinelenir.
68.
GÖLGEME
BASMA
Bu oyun, güneşli havada, bahçede oynanır.
Çocuk sayısına göre bir alan belirlenir.
Oyun sırasında bu alanın dışına çıkılmaz. Çocuklar sayışarak aralarında bir
ebe seçerler. Ebe, arkadaşlarını kovalayarak birinin gölgesine basmaya
çalışır. Kimin gölgesine basarsa ebelikten kurtulur. Gölgesine basılan yada
kaçarken oyun alanının dışına çıkan çocuk ebe olur. Oyun böylece istenildiği
kadar sürdürülür.
69.
ÇÖMEL
KURTUL
Çocuklar, aralarından bir ebe seçerler.
Öteki çocuklar oyun alanına serbestçe dağılırlar. Ebe, arkadaşları içinden
birini yakalamaya çalışır. Yakalanmak üzere olan çocuk, ebe kendisine
yaklaşınca yere çömelirse, yanmaktan kurtulur. Çömelmeden yakalanırsa yanar.
Yakalanan ebe olur, oyun böylece sürer.
70.
ZIPÇIKTI
ÇİÇEK AÇTI
Çocuklar halka biçiminde çömelirler.
Öğretmen, "çocuklar, şimdi sizinle, zıpçıktı çiçek açtı oyunu oynayacağız."
der, oyunu anlatır.
Oturan çocuklar, " zıpçıktı çiçek açtı"
denilince, hızla ayağa kalkar, kollarını yana açar ve yine çömelirler.
Öğretmen bunun tersini de söyler: " zıpçıktı çiçek açmadı" diyebilir. Bu
durumda çocuklar çömelik durumlarını bozmayacaklardır.
" Zıpçıktı çiçek açtı" denilince çömelik
kalan yada "zıpçıktı çiçek açmadı" denilince ayağa kalkan çocuk, yanmış
olur; oyun dışı kalır.
71.
KÖPRÜ
NÖBETÇİSİ
Oyun alanına bir dikdörtgen çizilir. Bu
köprü olur. Çocuklar sayışarak dört tane nöbetçi seçerler. Nöbetçilerin her
biri köprünün ( dikdörtgenin ) bir köşesinde durur. Görevleri, köprüden
kimseyi geçirmemektir. Öteki çocuklar, köprünün (dikdörtgenin ) uzun
kenarlarından birinin dışında dururlar. Yapacakları iş, karşıdan karşıya
köprüyü enlemesine geçmektir. Geçmek için köprüye giren çocuğu nöbetçiler
kovalar; ona elle dokunmaya çalışırlar. Dokunulan çocuk vurulmuş olur.
Vurulan yanar ve o da ötekiler gibi nöbetçi olur. Oyun böylece sürer.
Vurulmadan karşıya geçen çocuk oyunu kazanmış sayılır ve alkışlanır.
72.
SIÇRAMA
YARIŞI
Oyun alanında, duvara paralel bir çizgi
çizilir.( duvarla çizgi arası yaklaşık 15-20 adım olabilir.)
Çocuklar, duvarın dibinde yan yana
sıralanırlar; ayaklarını topuklarında bitiştirir ve ayak burunlarını açık
olarak tutar, beklerler.
Öğretmen düdük çalınca ( yada "başla"
diyerek başlama komutu verince " çocuklar topukları üzerinde sıçraya sıçraya
gitmeye başlarlar. Topuklar üzerinde sıçrayarak kim çizgiye önce varırsa,
yarışı o kazanmış olur,alkışlanır. Topuklarının bitişikliği bozulan yada
kural dışı başka devinimler yapan, yanmış olur, oyun dışı kalır. Yarış,
istenildiği kadar yinelenebilir.
Çömleğimde Ne Var ?
Bir ebe seçilir. Öteki çocuklar halka
olur, çömelirler. Ebe halkanın dışında dolaşır. İstediği bir oyuncunun
yanında durur ve sorar :
Ebe : Çömleğinde ne var ?
Oyuncu : Yağ var, bal var.
Ebe : Satar mısın ?
Oyuncu : Satmam.
Ebe : Tattırır mısın ?
Oyuncu : Tattırmam
Ebe : ( oturan oyuncunun eline hızla
vurur ve "Al öyleyse, sen o yoldan, ben bu yoldan" der ve halkanın
çevresinden dolaşarak aynı yere gelmek üzere koşmaya başlar )
Eline vurulan oyuncu da, hemen yerinden
kalkar, ebenin koştuğu yönden değil, ters yönden halkanın çevresinde koşmaya
başlar. İkisinin de amacı, boşalan yere önce gelip çömelmektir. Kim önce
gelirse o çömelir; öteki ebe olur. Oyun böylece sürer.
73.
BALIK TUTMA
|